Ahmet Çakar ve Erman Toroğlu’yla hiç hazetmediğim olaylar yaşadım...
Ne ki bu olaylar, benim gazetecilik görevimi yerine getirmemi engellemez...
Onlara o olayla ilgili duygularım gerçekleri anlatmamı engellemez...
Bu benim sizlere, okuyuculara karşı görevim...
Ahmet Çakar 18 yıl önce 0-0 biten Galatasaray-Manchester United maçınından bir gece önce, yer tarih vererek şu olayın meydana geldiğini söylüyor:
“Mesela her şey düzgün olsaydı, Galatasaray, İstanbul’da Manchester Unutid’ı eleyip ilk kez Şampiyonlar ligi’ne giremezdi... Galatasaraylıların ‘Milat’ dediği maçı, siz bir de Sami Çölgeçen, Kurt Röthlisberger ve Adnan Polat’a sorun...
Ben ve Sami Çölgeçen birlikte bir odaya gireceğiz... KURAN’ı da masaya koyacağız ve göz göze gelip en sevdiklerimizin üzerine yemin edeceğiz...
Ben diyeceğim ki 2 Kasım gecesini hatırlıyor musun Sami Abi... O soğuk geceyi?..
Hani Sarıyer Urcan’da balık yendikten sonra saat 24... Sami ‘Eeee’ diyecek...
Kurt Röthlisberger sana dönüp, ‘Sana yardım edeceğim, çünkü yarın Galatasaray ve Türkiye için çok önemli dedi mi demedi mi?..’ diyeceğim...”
Ahmet Çakar’ı iyi tanırım...
Zaman zaman ayarı ve gerçekleri gözden kaçıracak derecede egzantrik bir kişiliktir...
Mesela KanalTürk yönetimine “Erman mı ben mi?” diye sorar, sonra “Ben kanaldan Reha yüzünden ayrıldım” der...
Bunu yazıyorum, çünkü Ahmet Çakar’ın benimle ilgili son sözleri bunlar...
Ahmet’in egzantrik kişiliğini bildiğimden, bu sözlerine cevap bile vermedim...
Ancak ne zaman ki Ahmet’in son açıklamalarından sonra Hıncal Abi, “Ben de senin maçlarda kaç para aldığını biliyorum” dedi...
Ne zaman ki Galatasaray yönetimi acil olarak Ahmet‘ten 1 milyon lira tazminat talep edecek davayı apartopar açtı...
Kendim için cevap vermediğim gerçekleri, bu olaylar karşısında yazmanın “gazetecilik görevi” olduğuna inandım...
Hıncal Abi, Ahmet’e “Maçlarda para aldın” diyerek çok ayıp ediyor...
Güya bunu, Ahmet‘in 1993 yılı Kasım ayındaki olayla ilgili iddiasını, kanıtlayamayacağını bildiği halde uluorta söylemesini mahkum etmek amacıyla yapıyor...
Bir kere Ahmet; Sarıyer Mercan restoran diye olası olayın yerini veriyor...
İkincisi Ahmet, “Kuran’a el basarak sevdiklerimizin üzerine yemin edelim” dediği kişi Sami Çölgeçen’e davet yapıyor...
Üçüncüsü Ahmet; hakem Kurt Röthlisberger’in adını veriyor ve o yemekte olduğunu söylüyor...
Ahmet egzantrik bir kişilik olabilir...
Kendine ve çevresine tehlikeli bir portre de çizebilir...
Ancak böylesine isim, yer verilerek açıklanan bir iddayı, “Sen de maçlardan para aldın Ahmet” diyerek tukaka etmek, Hıncal Abi’ye hiç yakışmayan (ya da bazılarına göre tam yakışan) bir davranış...
Hıncal Abi’ye şöyle sorayım...
Ahmet Çakar bu iddiayı, Fenerbahçe ya da Beşiktaş için yapsaydı, Hıncal Abi 24 saat beklemeden, böyle ağır ve sorumsuz bir tepki verir miydi?..
Sen sözü edilen Mercan restoranda mıydın?..
Hemen sazan gibi ne atlıyorsun olaya Hıncal Abi?..
İddia doğrudur, yanlıştır bir bakılır...
Bir sabır gösterilir, tevekkülle hareket edilir...
Ahmet Çakar egzantrik bir kişiliktir...
Çoğu zaman bu kişiliği başına dert de açmıştır...
Yediği kurşunlar, aldığı tehditler çokça dilinin ayarsızlığından kaynaklandı, bunlar doğru...
Fakat Hıncal Abi, şeytani zekasıyla bu çıkışı yaparak, Ahmet Çakar’ı Galatasaray camiasının önüne atıyor, çiğ çiğ yesinler diye...
Nitekim Hıncal Abi’nin reaksiyonundan bir süre sonra Galatasaray Kulübü Ahmet Çakar için 1 milyon liralık dava açıyor...
Hıncal Abi sayesinde Galatasaray’da hedef Ahmet Çakar şimdi...
Ahmet Çakar’la ölen kayınpederiyle ilgili bir başsağlığı mesajı dışında pek konuşmuyordum...
Ancak dün Ahmet Çakar’la ilgili bildiğim ve bugüne kadar kimselerle paylaşmadığım gerçekleri yazmaya karar verdim...
Ancak bunun için Ahmet Çakar’ı aramam gerekiyordu...
Çünkü o, bu gerçekleri bana “çok özel bir sohbette” anlatmıştı...
Üzerinden yıllar geçmesine ve aramızda bunca kavga gürültü geçmiş olmasına rağmen, hiçbir gün Ahmet Çakar’la ilgili bu gerçekleri yazmamış, söylememiştim...
Çünkü Ahmet Çakar bana bunları özel olarak söylemişti...
Dün kendisine mesaj attım...
Eğer izni olursa, o konuşmamızı yazacağımı söyledim...
“Ok... Nasıl yazacağını sana bırakıyorum” dedi...
Öyleyse yazıyorum...
Ahmet Çakar, Galatasaraylıdır...
Hem de gençliğinde çok iyi bir Galatasaraylıydı...
Ahmet Çakar’ın Beşiktaş tribünlerinin diline “pelesenk olmuş” onu hayırla yad etmeyen nice şarkıları vardır...
Yaklaşık yedi yıl öncesi...
STAR televizyonunda çalışıyoruz...
Beşiktaş tribünlerinden Ahmet Çakar’a bozuk para atıldığı, kapalı tribünde önüne geçerek engellemeye çalıştığım günler...
Ahmet Çakar’ın faal hakemlik yıllarında Atina’dayım...
Görmüşüm Galatasaray-Beşiktaş maçında Alpay’a verdiği ünlü penaltısını...
Bir gece Şamdan’a gittik, ekip halinde...
“Söyle bana” dedim, “Gerçekte hangi takımı tutuyorsun?..”
Yüzüme baktı...
“Gençliğimde Galatasaraylıydım...” dedi, “Fakat aramızda kalsın... Çünkü yaptığım yorumları o gözle izlemeye başlarlar...”
O gün söz verdim ki bu özel bilgiyi açıkça söylemeyeceğim, yazmayacağım...
Kaderin garip cilevesine bakın ki, bugün bu bilgiyi “Ahmet Çakar’ı Galatasaray camiasının önüne hain” diye attıkları gün yazmak zorunda kalıyorum...
Ahmet Çakar gençliğinde iyi Galatasaraylıydı...
Daha fazla şey de söylerim...
Fakat bana yakışmaz...
Ahmet Çakar sırf egzantriklik olsun diye Galatasaray için bu derece ciddi bir ithamda bulunmaz...
Ahmet Çakar Galatasaray’dan yana hakemliğinde hatalı kararlar vermiş midir tartışılır, fakat tek kuruş para almadığına herkesle bahse girerim...
Yok öyle Hıncal Abi...
Ahmet Çakar’ı Galatasaray tribünlerinin önüne yesinler diye atmak...
FENERBAHÇE’YE KİMSE FAZLA SALLAMASIN’ DEMİŞTİM!..
Şike soruşturması başladığında, dalga dalga konuşma tapeleri ortalığa saçıldığında, “kimse fazla sallamasın” demiştim...
“Empati yapın, futbol pek temiz değil... Bu olayın miladının Nisan 2011 olması kimseyi aldatmasın...” diye uğraşmıştım...
Ben futbolda şikesiz lekesiz tertemiz galibiyetlere inanırım...
O şampiyonluklarla coşarım...
45 yıldır bu ülkede futbolu yakından izliyorum, yöneticilik, yorumculuk, yapımcılık yaptım...
Gözümle görmedim, kulağımla şike, teşvik verilirken konuşmaları duymadım, bire bir şahit olmadım...
Fakat bu dünyanın havasını soluyorum, bu dünyanın insanlarıyla iç içeyim...
En azından futbolun pek temiz yürümediğini hissediyorum...
Bunu her takım her kulüp için bir miktar hissettiğim için, “Kimse fazla toz kaldırmasın... Futbolda temiz bir sayfa açmak için herkes yardımcı olsun...” dedim...
Heyhat!..
Kendilerine dokunmuyor diye uluorta sallayıp durdu birileri...
Şimdi üzülmekte ve tepki göstermekte haklılar...
Fakat bir şeyi anlamak için illa başa gelmesi mi gerekiyor...
Allah illa ki sopasını göstermeli mi yani?..

