Abdullah Gül, Tayyip Erdoğan’a şöyle dedi; “Size sorun çıkarmam...”

Haberin Devamı

Birkaç defa görüştüler...

Yemek yediler...

Görüşmeler uzayınca, “aralarında tam anlamıyla bir anlaşma sağlanamıyor...” yollu yorumlar yapıldı...

Biraz araştırdım...

Daha doğrusu pek araştırmama gerek kalmadı...

Önüme düştü...

Digitürk’te House Of Cards diye bir dizi oynuyor bir süredir...

Kevin Spacey’nin başrolünü oynadığı film, Washington’daki politik ayak oyunlarını konu alan çok çarpıcı ve sürükleyici bir dizi...

1990’ların Amerika’sını konu aldığı söyleniyor...

***


Şu anda Türkiye’de Çankaya mücadelesi House Of Cards dizisini andırıyor...

Başka türlü düşünenleri hayal kırıklığına uğratacağım ama; Abdullah Gül ile Tayyip Eroğan görüşmelerinde, birbirlerine hiç yoklama çekmediler...

Buna fırsatları olmadı...

Abdullah Gül kartlarını baştan masanın üzerine attı...

-”Cumhurbaşkanlığı’nı düşünüyorsanız; size sorun ve zorluk çıkartmam...” dedi...

***


Gül;

-”Geçen sefer Çankaya’ya siz beni aday göstermiştiniz... Bu kez de ben; eğer çıkmayı düşünüyorsanız, size sorun çıkarmam...”

İki ikibuçuk yıl önceydi...

Siyaset kulislerinin en hararetli isimlerinden birisiyle sohbet ediyordum...

Bana da o zaman;

-”Abdullah Gül-Tayyip Erdoğan farklılığına dikkat...” demişti...

-”Önümüzdeki dönem aralarında fay kırılması yaşanır...”

Mahabatım önemli yerlerden bilgi almakla ünlü birisiydi...

Söyledikleri yabana atılamazdı...

Oysa ben hiç durmaksızın yanıtlamıştım onu:

-”Hiçbir şey olmaz... Siz Abdullah Gül’ü yanlış tanıyorsunuz... Gül Erdoğan’la siyasi risk içeren hiçbir çatışmaya girmez...”

O gün karşımdakini ikna edememiştim...

Aynı şekilde o da beni kendi söylediklerine ikna edememişti...

***


Dün Gül’ün; Erdoğan’la konuştukları önüme düşünce yüzümü bir gülümseme kapladı...

Cumhurbaşkanı ikibuçuk yıl önce kendisiyle ilgili söylediklerimi doğru çıkarmıştı...

Tayyip Erdoğan’la bir çatışmaya girmeyeceğini baştan söylemişti...

Kararı Tayyip Erdoğan’a bırakmıştı...

Bundan sonra ancak yüzde 1 ihtimalle Tayyip Erdoğan Çankaya’ya çıkmaktan vazgeçerse potaya girecekti...

Aksi halde “Erdoğan’la karşı karşıya gelmeyeceğini“ kendisine iletmişti...

ABDULLAH GÜL’ÜN BAŞBAKANLIĞI

Meselenin düğüm noktası şurada;

Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanlığına çıktığında; arkasında bir lider mi bırakacak, yoksa teknisyen bir politikacı mı?..

Erdoğan ve çevresi; halk oyuyla seçilecek yeni Cumhurbaşkanı’nın Türkiye’nin yeni siyasi lideri olmasını arzuluyor...

Türkiye’nin Başkanlık sistemine geçmesini istiyor..

2015 seçimlerine de bu şiarla girecek Erdoğan...

AKP’nin itici gücü olarak...

Bunu planlıyor...

Erdoğan’ın siyasi öngörüsünde “güçlü bir Başbakan bulunmuyor...”

Amerika’daki gibi yetkileri ve siyaseti Başkan belirliyor ve bitiyor...

Bu formülde Abdullah Gül’ün Başbakan’lığının bir anlamı kalmıyor...

***


Öte yandan Gül; Başbakan’ın önünü açarak ve hiçbir sorun çıkarmayacağını söylemesi, en önemli saydığı yeri; yani Başbakan’ın vicdanını hedefliyor...

“Güven verici bu tavrı“nın, önemli olacağını biliyor...

House Of Cards dizisinde Başkan yardımcısını oynayan Kevin Spacey’nin bir “güven kazanma öyküsü“ vardır...

Washington’dan çok başka bir düzlem ve coğrafyada paralel bir güven ortamı oluşuyor yemekte iki lider arasında...

***


Bana gelirsek;

Çok eskiden tanıdığım Abdullah Gül’ün beni hiç yanıltmayan politik duruşunu ilgiyle izliyorum...

Tayyip Erdoğan’la siyasi olarak çatışmıyor ve çatışmayacak...

-”O siyasi risk taşıyan bir çatışmaya hiçbir şekilde girmez...” demiştim de ünlü muhatabımı bir türlü ikna edememiştim...

Hala politikayı ve politikacıları iyi tanımış olmaktan dolayı kendi mütevazı haneme, küçük bir artı yazıyorum...

Nasıl olsa benim ne artılarımın ne eksilerimin onların nazarında bir değeri yok...

NE KADAR PARA KAZANACAĞIM?..

-”Mutluluğun sırrı basittir...” diyor Robin Sharma...

-”Yapmayı sevdiğiniz bir şey bulun ve tüm enerjinizi bu sevginize yöneltin...

Bolluk yaşamınıza adeta akacak ve tüm arzularınız kolayca yerine gelecektir...”

Dün bu sözü okurken aklıma; “hayatım boyunca hiç bir işe para için girmediğim“ geldi...

20 yaşından bu yana hiç bir teklife “Şu kadar para kazanacağım... Öyleyse gireyim ya da girmeyeyim...” diyerek cevap vermedim...

Bütün teklifleri, kalbimde kabul etmeden ne kadar para teklif ettiklerini bile sormadım...

***


Ulusal Basın Ajansı’nda muhabirliğe başladığımda beş kuruş para kazanmıyordum...

O günlerde beş kuruş para kazanmadığım mesleğin ilerde bana para kazandıracağına dair hiçbir endikasyon yoktu...

Ajanstan çıkıp; TRT’de kadrolu ve sigortalı çalışmak yerine, Milliyet gazetesine, sigortasız cüzi bir telifle girdiğimde de, bunun ilerde çok daha büyük bir şans getireceği aklımın köşesinden geçmemişti...

Birinde sigorta, kadro ve devlet güvencesi vardı...

Ötekinde ise, “Milliyet’in Ankara Büro’sundaki şefin iki dudağı...”

Kadro ve sigorta bilinmeyen bir meçhuldeydi...

Yine de kalbimin istediğine yöneldim, kadrosuz sigortasız Milliyet’te çalışmaya başladım...

***


Atina’dayken Milliyet’in önce dış haberler müdürlüğü, sonra da yazı işleri müdürlüğü teklif edildi...

Reddettim...

Ben reddedince, “bu genç adam çok şımardı“ dendi ve gazetede sorunlar çıktı...

Gazeteden ayrılıp TRT’de 470 liraya televizyon programına başladığımda herkes bana “Vah vah...” demişti...

-”Genç ve umut vaad eden bir gazeteciydi... Şansını kullanamadı... Yok oldu gitti...”

Milliyet gibi bir gazetenin dış haberler müdürlüğü ya da yazı işleri müdürlüğü yapmak nere, ayrılıp TRT’nin ikinci kanalında gece saat 23.45’te bedavaya bir haber program yapmak nere?..

***


O televizyon programlarının gün gelecek bana inanılmaz bir şöhret ve hatırı sayılır paralar kazandıracağına dair ufukta hiçbir emare yoktu...

470 lirayı program çalışanlarına nasıl bölüştüreceğimi düşünüyordum...

Televizyonların ana haberini yapmayı içim kaldırmayınca kesip; “Ben bu işleri yapmıyorum“ dediğimde, bambaşka bir hayatı yakalayacağımı, mutluluğu çok başka boyutlarda tadacağımı hiç düşünmemiştim...

Onları bıraktığımda, hayatımdan içki sigara ve gece hayatı çıktı, sağlıklı bambaşka bir hayat geldi...

***


Büyük olduğunu sandığım medyatik aşklar arasında hatırı sayılır hayal kırıklıkları yaşayan bir adamdım...

-”yetti bitti bu işler“ dediğimde, şimdiki hayatım gibi kendimle barışık huzur içinde bir dünyam olacağına dair en ufak bir ipucu bulunmuyordu...

CNN’de her gece yaptığım programı, bir miktar az paraya yapmayı kabul etmeme nedenim de para değildi...

Çocuklarım olmuştu ve yazın güneşi iliklerimi ısıtıyordu...

-”Niye şartların değişmesini kabul edeyim ki?.. Artık güneşin iliklerime değmesini istiyordum...” dedim ve çıktım gittim...

O kararım, çocuklarımla bambaşka bir hayata ve köşemdeki yazıları çok başka bir boyuta taşıdı...

Bütün bunlara baktığımda hayatımda hiçbir kararı “para amacıyla yapmadığımı“ fark ettim...

Kalbimin söylediğine göre davranıyor, ona göre hareket ediyordum...

***


Robin Sharma haklıydı;

-”Yapmayı sevdiğiniz bir şey bulun ve tüm enerjinizi bu sevginize yöneltin...” diyordu...

-”Bolluk yaşamınıza adeta akacak...

Tüm arzularınız kolayca yerine gelecek...”

DİĞER YENİ YAZILAR