45 yılda izlediğim en kaliteli Beşiktaş!..

Haberin Devamı

45 yıldır Beşiktaş’lıyım...

Yüzlerce belki binden fazla maçını seyrettim 45 yıl boyunca Beşiktaş’ın...

Yusuf‘ları, Sabri‘leri Sanlı‘ları gördüm...

Niko‘ları Lütfü‘leri, Zekeriya‘ları...

Sinan‘ları Tezcan‘ları, Rıza‘ları...

Metin‘leri, Ali‘leri, Feyyaz‘ları...

Ferdinand‘ları, Pascal‘ları, Carew‘leri...

Neler gördü bu gözler neler?..

On lig şampiyonluğunu yaşamış, kim bilir kaç kupanın kaldırılmasında bulunmuşumdur?..

***


İtiraf etmeliyim ki, Chelsea‘yi, Londra’da yenen Beşiktaş...

Manchester United‘ı Manchester’da dize getiren Karakartal...

Barça‘yı parçalayan İnönü fatihi...

3 sene üstüste şampiyon...

Beş sene üstüste fırtına gibi esen Kolej takımı Beşiktaş da dahil...

Dün gece Buca maçının ilk yarısında izlediğim ölçüde kaliteli bir Beşiktaş izlemedim ben...

Daha iyi Beşiktaş’lar izlemişimdir...

Ancak daha kaliteli bir Beşiktaş izlemedim...

***


Bu nasıl bir futbolcu kalitesidir...

Bu nasıl yıldızlar topluluğu bir takımdır?..

Quaresma mı, Guti mi, Simao mu, Almeida mı...

Yoksa aralardan süzülen Nobre mi, Hilbert mi, Aurelio mu?..

Cenk mi, İsmail mi, İbrahim mi yoksa Ersan mı?..

Yok böyle bir takım?..

Daha iyisini oynayan olmuştur, ama daha kalitelisi gelmedi...

Bobo, Fernandes, Ernst yedekti dün iyi mi?..

İlk yarının bitiminde yazıyorum bu satırları...

***


Felsefeler insanların mutluluğu üzerine kuramlar yazarlar...

Şiirler, şarkılar, öyküler, romanlar insanlara mutluluğu yakalatmaya uğraşırlar...

Nazım Hikmet “Bana mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?..” demişti...

Abidin Dino, Nazım Hikmet‘in arzuladığı “mutluluğun resmini” yapabildi mi bilmiyorum...

Dün gece ben “mutluluğun resmini” gördüm...

İşte dördüncü gol de geldi şimdi...

Dün 45 yılda görebileceğim en kaliteli Beşiktaş’ı gördüm...

Beşiktaş’la ilgili kişisel tarihimin dönemeç noktasında şu şarkı söylenmekte tribünlerde şimdi:

“Gücüne güç katmaya geldik...

Formanda ter olmaya geldik...

Beşiktaş seninle...”

*****


ADNAN POLAT’IN HAYATININ EN ZOR GÜNÜ...

Onu Galatasaray Futbol Şubesi sorumlusuyken 1992-93 sezonunda tanıdım...

Atina’dan yeni gelmiştim, TRT’de Ateş Hattı programını yapıyordum...

Beşiktaş’la Galatasaray kafa kafaya gidiyordu ve şampiyonluk büyük olasılıkla averajla belirlenecekti...

Adnan Polat çok sükseli bir yöneticiydi Galatasaray’da...

***


Beşiktaş ve Fenerbahçeliler ondan kıl kapıyordu...

O ise cesur, iş bilir, iş bitirir bir futbol şubesi yöneticisi profili çiziyordu...

Ligin bitimine üç hafta kala, Galatasaray ve Beşiktaş yöneticilerini Ankara’ya konuk etmek istedim...

En sükseli yönetici oydu üstelik futbol şubesi sorumlusuydu...

Aradım ve Ankara’ya çağırdım...

İki kulübün de şampiyonluk hesapları yaparken, hakemlere, federasyona, rakiplerine, taraftarlara ve rakiplerinin karşılaşacağı takımlara son mesajları verecekleri günlerdi...

Programın öneminin farkındaydı ve ben söyler söylemez “Geleceğim...” dedi...

“Hangi uçakla gelecekseniz söylerseniz, biletinizi yollayalım...” dedim, “Gerek yok, ben kendi biletimi kendim alırım...” dedi...

Adnan Polat’ın programa gelecek olmasına mutlu olmuş, hemen Beşiktaş’tan bir yönetici aramaya koyulmuştum...

***


Saatler geçiyor, bir türlü Beşiktaş’tan bir yönetici bulunamıyordu...

O gün bulunamadı, ertesi gün bulunamadı, daha ertesi gün
hala bulunamamıştı...

Program ekibinde bulunan eski okul arkadaşım Celal‘e (Kazdağlı) dönüp şöyle dedim.

“Bu sene Galatasaray şampiyon olacak... Beşiktaş bu yarışı kaybetti...”

Celal Galatasaray’lıydı...

“Nereden çıkartıyorsun bunu?..” dedi...

“Bak” dedim, “Adnan Polat iki saniye sektirmeden programın önemini kavrayıp işi gücü bırakıp Ankara’ya geliyor...

Beşiktaş kulübü daha yönetici gönderip göndermemeye karar veremedi... Bu demektir ki, Galatasaray yönetimi sadece saha içi değil, saha dışı lobicilik, etkileme, kamuoyuna gerekli mesajları verme ve gerekli yerleri psikolojik baskı altına alma konularında hazırlıklı...

Beşiktaş saha dışında yok... Göreceksin Galatasay şampiyon olacak...”

***


Adnan Polat rahmetli Recep Yazıcı‘yla karşı karşıya geldiği Ateş Hattı programında her şeyiyle şampiyonluğa hazır bir yönetici gibiydi...

Ne yaptığını ve ne yapacağını bilen...

Kendinden emin...

Hakemlere, federasyona ve rakip takımlara ince mesajlarını veren...

Ve şampiyon olacağını neredesye televizyon programından haykıran bir yöneticiyidi...

Oysa Beşiktaş’la Galatasaray aynı puandaydı ve ligin bitimine daha üç hafta vardı...

O yıl şampiyonluğu beklediğim ve söylediğim gibi Galatasaray aldı...

İş bilen, iş bitiren, paralı ve cevval bir yöneticiydi Adnan Polat...

***


Üzerinden 18 yıl geçti bu olayın...

Aradaki yıllarda, bazen Galatasaray’dan uzaklaştı, Federasyona Başkan olmayı bile düşündü Adnan Polat...

O günlerin birinde Bebek’te bir mekanda karşılaştık...

Federasyon Başkanlığını düşündüğünü söylediğinde “Sakın” dedim, “Sen Galatasaray’lısın, hem de dibine kadar, iş bilir iş bitirir diye bilinen bir Galatasaray’lısın...

Federasyon değil senin yerin, Galatasaray Başkanlığı...”

Dikkatli dikkatli bakmıştı yüzüme...

O konuşmamın ne etkisi oldu bilmem, ama Adnan Polat bir süre sonra Galatasaray’da ikinci Başkan, sonra da Başkan oldu...

***


Bir Beşiktaş’lı olarak her zaman ürktüm Adnan Polat’ın Galatasaray Kulübü başkanlığından...

Aklıma hep yıllar öncesinin, iş bilir, iş bitirir Galatasaray yöneticisi Adnan Polat geldi...

Bir dost olarak da hep Galatasaray’a Başkan olmasını istedim...

Çünkü gönlünde yatan aslanın bu olduğunu biliyordum...

Başkan olduğu yıl saat 20.45’i gösterdiğinde Fenerbahçe’lilere, “İşte” dedim, “Geldi o işbilir Galatasaray yöneticisi...”

***


Hiç tartışmasız Galatasaray’ı, yöneticiliğini, camiasını, futbolcusunu, tribününü en iyi bilen birkaç yöneticiden biridir Polat...

Bugün gelinen noktada çok kişi “çok ağır sallamaktalar” Adnan Polat’a...

Eleştirilecek çok yönü var...

Ancak emin olun, bugün ona ağır sallayanların hiçbirisi geçmişten bu yana Galatasaray futbol takımını ve Galatasaray’ı onun kadar iyi bilmezler...

Belki Adnan Sezgin‘i gereksiz yere koruması, belki eski günlerdeki cevvaliyetinin yerine daha yumuşak ve tavizkar bir Adnan Polat koyduğundan bir türlü istediğini yapamadı Başkan olarak...

Yarın Galatasaray’ın Sivas maçı var Arena stadında...

Yönetiminden 3 kişi daha istifa edelim dedi, o da etmeyeceğini söyleyip “siz edin” dedi...

Taraftar ayakta, üyeler olağanüstü kongre için imza toplamakta...

Hayatının en zor günü Adnan Polat’ın yarın...

Galatasaray için bir şey söylemem...

Ancak 18 yıldır tanıdığım dostuma “kişisel başarı dileklerim” çok görülmemelidir...

DİĞER YENİ YAZILAR