Zulmü tatmak

Nuşirevan'ın babasının yerine tahta çıkacağı, doğduğu andan belliydi. Babası iyi eğitim alması için en iyi öğretmenleri getirtti. Nuşirevan da iyi bir öğrenciydi, öğretmenlerin verdiği bütün ödevleri ciddiyetle yapıyor, öğretmenlerine saygıda kusur etmiyordu

Haberin Devamı

Nuşirevan'ın babasının yerine tahta çıkacağı, doğduğu andan belliydi. Babası iyi eğitim alması için en iyi öğretmenleri getirtti. Nuşirevan da iyi bir öğrenciydi, öğretmenlerin verdiği bütün ödevleri ciddiyetle yapıyor, öğretmenlerine saygıda kusur etmiyordu.

On beş yaşındayken, çok saygı duyduğu bir öğretmeninden haksız yere bir azar işitti. Buna itiraz etmeye kalktı ve öğretmenden ağır bir şamar yedi. O gün sustu. Ama atılan haksız şaman hiç unutmadı, acısını hep yüreğinde hissetti.

Sonra babası öldü ve Nuşirevan onun yerine geçti. Bir gün, yediği haksız şaman hatırladı ve o öğretmeni buldurdu, yanına getirtti.

Yine saygıyla ayağa kalkıp yaşlı öğretmeni karşıladı, yanına oturttuktan sonra sordu:

"O şamarın haksız olduğunu, hiçbir suçum olmadan tarafınızdan azarlandığımı ve dövüldüğümü biliyor musunuz?"

Yaşlı öğretmen şu cevabı verdi:

"Tabii ki biliyorum. Babanın yerine tahta çıkacağını da biliyordum. Sen iyi bir öğrenciydin ama bilmediğin ve öğrenmen gereken bir şey vardı. Seni haksız yere azarladım ve haksız yere sana şamar vurdum. İstedim ki haksızlığın ne olduğunu, zulmün ne olduğunu hissedesin, haksız yere yenen şamarın acısını yüreğinde duyasın ve tahta çıktıktan sonra hiç kimseye haksızlık etmeyesin.

***

Acımasızlığıyla, hiçbir yanlışı, hatayı affetmemesi ve çok ağır cezalar vermesiyle ünlü bir İran hükümdarı, konuklarıyla sofraya oturmuştu. Başaşçısı önce hükümdarın yemeğini tabağına koyarken, hükümdarın üzerine bir parça yemek sıçrattı.

Hükümdarın öfkesi o anda gözlerine yansıdı. Sofradaki herkes sustu, bekledi.

Ve o an inanılmaz bir şey oldu, başaşçı elindeki yemek kâsesini olduğu gibi hükümdarın başından aşağıya boca etti.

Herkes hükümdarın hemen aşçının başını vurdurtacağını düşünürken hükümdar konuştu:

"Üzerime yemek döktün, haydi bu istemeden yaptığın bir kabahatti. Ama ikincisini, bütün yemeği başıma dökmeni hiç anlamadım."

Başaşçı boynunu bükerek cevap verdi:

"Üzerinize yemek sıçratmama çok kızdınız ve gözünüzden ölüm emrimi vereceğinizi anladım. Böyle bir kabahat yüzünden benim kafamı vurdurmuş olsaydınız, herkes sizin ne kadar zalim olduğunuzu düşünecek, bana yaptığınız zulmü konuşacaktı. Bu yüzden yemeği bilerek başınızdan aşağı döktüm. Bu, başımın vurulmasını gerektirecek ağır bir suçtur. Bu yüzden başımı vurdurtursanız, kimse size zalim demez. Ben suçumu büyüttüm ve başımı vurdurmanızı hak ettim."

Hikâyeyi aktaranlara göre, hükümdar bu cevaptan çok etkilenmiş ve başaşçısını affettiği gibi ona değerli hediyeler de vermiş.

DİĞER YENİ YAZILAR