Türkiye'nin Avrupa Birliği standartlarına yaklaşmasını sağlayan birçok anayasa ve yasa değişikliği yapıldı. Gündemde yeni bir anayasa paketi daha var. Ve yasalar Birlik ile görüşmelerin süreceği yıllar boyunca defalarca değişecek.
Bunların hepsi tamam da, "uygulama" diye bir şey var ki, bu mesele insanlarımızın bir bölümü için devasa zorluklar oluşturuyor.
Yasalar, Anayasa "süs" için değildir, uygulanmak içindir. İnsanların hayatlarını kolaylaştırmak, toplumsal düzenin korunmasını ve gelişmesini sağlamak içindir.
Ayrıca, yürürlükteki yasaları uygulamamak da suçtur.
Bazı alanlarda yasalar değiştirilmiş ama bu yasaların pratikte uygulanmasını sağlayacak olan yönetmelikler çıkarılamamıştır. Ya da yönetmelikler de çıkarılmıştır ama uygulamakla yükümlü olanlar, bunlar "yok" muş gibi davranmaktadırlar.
"Uygulama" sorunu içinde "büyük ayıplar" da vardır. Bunların en önemlisi de "işkence"dir. Ve tuhaf bir şekilde devlet mekanizmasının bir bölümü, işkence sanıklarının yakalanması ve cezalandırılması konusunda inanılmaz şekilde ağırdan almakta, isteksiz davranmaktadır.
İşkenceden hüküm giymiş kamu görevlileri cezalarının infazı için aranmakta ama bulunamamakta ve bunları bir türlü "bulamayan" kamu görevlileri hakkında da herhangi bir işlem yapılmamaktadır.
Azınlık vakıflarının malları konusunda, anlaşmalara rağmen yapılan haksız uygulama da bir türlü telafi edilememektedir. Bir liste çıkarılacaktır, ama bu listeyi hazırlamakla yükümlü kamu görevlileri bu listeyi bir türlü hazırlayamamaktadır.
Kürtçe kursu açılması yasal güvenceye bağlanmış, fakat açılan ilk kursun binasının kapısının iki santimlik bir "yönetmelik ihlali" yüzünden açılması geciktirilmiştir. Kapı yıkılmış, tekrar yapılmış ve kurs böylece açılmıştır.
Şaşkınlık sürdükçe...
Böyle bir geciktirmeye verilecek sıfat sadece "gülünç"tür.
Yasaları uygulamamak için kendilerini gülünç duruma düşüren kişilerin varlığı bile bütün ulusu yaralayacak bir olaydır.
Bunlar gibi başka konular daha vardır ve görünmez eller yasaların uygulanmasını engellemektedir.
Kafalardaki mantık değişmedikçe, yasaların değiştirilmesinin pratikte pek bir anlamı olamaz. Şu anda da öncelikle devlette bir mantık değişiminden çok bir şaşkınlık görülmektedir. Bu şaşkınlık devam ederse uygulamalar daha da gecikir, yasalar bir işe yaramaz. Bunu da içerden ya da dışardan bakan herkes görebilir.
Zor olan nedir?
Türkiye'nin Avrupa Birliği standartlarına yaklaşmasını sağlayan birçok anayasa ve yasa değişikliği yapıldı
Haberin Devamı

