Zihniyet değişmiyor

Haberin Devamı

Aynı meseleler tekrar tekrar karşımıza çıktığında, bazen insanın içinde bir umut ışığı doğuyor. Belki Ankara’dakiler bundan önce olanlardan ders çıkarır ve kendilerinden öncekilerin yanlışını tekrarlamazlar diye...
Ama bu umut ışığı çok çabuk sönüyor, çünkü Ankara’nın egemen zihniyetinde esas olan kendisinden öncekinin yanlışını devam ettirmek. Hatta kendisinden öncekinin yanlışını ne kadar çok eleştirmiş olursa olsun, dümenin başına kendisi geçtiği anda geçmiş mazi, yenmiş kuzu oluveriyor.
Ankara’dakiler arasından biri de çıkıp demiyor ki: Benden öncekiler bu meselede hep yanlış yaptı, biz de onları eleştirdik, şimdi ben öyle bir tavır alayım ki benden sonrakilere de örnek olsun, bu mesele her gündeme geldiğinde benim adım anılsın ve iyi örnek olarak gösterilsin...

***


Son mesele rektör atamaları. Cumhurbaşkanı Gül de kendisinden önceki Cumhurbaşkanı’ndan farklı davranmadı. Nasıl bir önceki Cumhurbaşkanı atamalarda belli bir siyasi duruşu esas unsur olarak gördüyse Gül de aynı şekilde davrandı. Dolayısıyla bundan sonraki Cumhurbaşkanı da büyük olasılıkla kendisinden öncekileri izleyecek ve yanlış yanlış üstüne binecek, kimse üniversitenin bu tavırlardan gördüğü zararı umursamayacaktır.
Abdullah Gül ile Ahmet Necdet Sezer’in rektör atamalarında aynı kıstası, ters yönlerde de olsa aynen kullanmaları aslında ikisinin de meseleye bakışında temel bir fark olmadığını gösteriyor. Onlar için mesele, üniversitelerin daha iyi idare edilmesi, üniversitelerin niteliğini artıracak yönetimlerin tercih edilmesi değildir. Her ikisi de tercihlerini “bana mı yakın düşmana mı yakın” kıstasıyla kullanmışlardır.
Rektör seçiminin ve atama sisteminin sakıncalarını herkes yıllardır anlatıyor. Bu sistemin, üniversiteleri “sıkı düzen” içinde tutmayı amaçladığını da herkes biliyor. Ama kimse bu sistemi değiştirmiyor, çünkü dümenin başına kendisi geçtiği zaman bu güç odağını elinden kaçırmak istemiyor.
Ankara’nın egemen zihniyeti bu kadar basittir. Bu yüzden 1982 Anayasası değişmemiştir. Bu yüzden YÖK yerinde durmaktadır. Bu yüzden siyasi partiler yasası değişmemektedir. Bu yüzden milletvekili dokunulmazlık sistemini muhalefetteyken eleştirenler iktidar oldukları anda unutuvermektedir.

***


Bu liste uzar gider. Ama listenin her unsuru bir iktidar ve güç kaynağını sıkı sıkı elinde tutmak isteyenler için önemlidir.
Cumhurbaşkanı Gül, en azından rektör atamalarında bir yenilik yapsa ve sistemin değişmesi gerektiğini gösterebilseydi... Olur muydu? Olamazdı, çünkü onun “tarafı”, böyle bir iktidar olanağını kullanmadı diye kendisine çok kızardı.

Ankara’nın egemen zihniyeti, her iktidar ve güç imkânını sonuna kadar kendi tarafını memnun edecek şekilde kullanmak üzerine inşa edildiği için Gül de söylediklerinin değil, asıl zihniyetin gereğini yaptı. Son konuşmalarında Gül, Türkiye’nin Avrupa Birliği standartlarında bir demokrasi olması gerektiğini anlatıyordu.
Orası Ankara. Orada her türlü iktidarın peşinde koşulur, söylediklerinin tersini yapmak da mübah görülür.

DİĞER YENİ YAZILAR