Denizde bulunan şişe ya da lamba ve içinden çıkan cin hakkında sayısız masal, hikâye vardır. Bunlardan bazıları çok bilinir. Bilinmeyen bir tanesi, "zekâ" hakkındadır.
Balıkçının ağına bir eski şişe takılır. Balıkçı şişenin kapağını açar açmaz içinden cin çıkar.
Ve (bütün hikâyelerde olduğu gibi) balıkçıya sorar:
"Sen beni yüzlerce yıllık mahpusluğumdan kurtardın. Benden üç şey isteyebilirsin. Bunlar ne olursa olsun, üçünü de yerine getireceğim. Dile benden ne dilersen..."
Balıkçı biraz düşünür, sonra kendisini bekleyen cine dönüp cevap verir:
"İsteyecek bir şey bulamadım, daha doğrusu birçok şey arasında kararsız kaldım. Birinci isteğim şu: Beni zeki bir insan yap ki, sonra isteyeceğim iki şeyi bulabileyim.."
Cin "tamam" der ve balıkçının isteğini yerine getirir. Sonra diğer isteklerini söylemesini bekler. Ama bir süre sonra bakar ki balıkçı hâlâ diğer isteklerini söylemiyor, "Haydi diğer iki isteğini söyle" der.
Balıkçı bir an düşünür, cevap verir:
"Sağol, başka bir şeye ihtiyacım yok..."
Bir Afrika hikâyesinde de konu insanlar arasındaki zekâ farkıdır.
Yoksul bir köylü ölüm döşeğindedir. Üç oğlunu yanına çağırır ve şunları söyler:
"Biliyorsunuz ben yoksul bir insanım. Tek bir tarla ile bugüne kadar size bakmayı başardım. Bu tarla artık üç eve yetmez. Sadece birinizi geçindirebilir.
Masanın üzerinde birer kuruş var. Yatağın yanında da büyük bir sandık var. Bir kuruşunu kullanarak hanginiz bu sandığı doldurmayı başarırsa tarla onun olacak.
Birinci çocuk bir kuruşla saman alır, ama o kuruşla alabildiği saman sandığı tam dolduramaz.
İkinci çocuk hayvan tüyleri satın alır, ama bunlar da sandığı doldurmaz.
Üçüncü çocuk bir mum alır, onu yakar ve sandığın içine koyar. Mumun ışığı bütün sandığı doldurur.
İnsanlar arasında, doğumdaki en temel farklılık zekâ düzeyidir.
Zekâ hakkında
Denizde bulunan şişe ya da lamba ve içinden çıkan cin hakkında sayısız masal, hikâye vardır. Bunlardan bazıları çok bilinir. Bilinmeyen bir tanesi, "zekâ" hakkındadır
Haberin Devamı

