Çok eski bir Arap hikâyesi "ölüm" ve "zamanında ölüm" konusunu basit bir şekilde ele almaktadır. Hikâyenin kahramanı olan İbrahim çok iyi bir insan, herkese iyilik yapan bir adamdır. Herkes tarafından sevilmekte, sayılmaktadır. Tanrı da İbrahim'in niteliklerini çok sevmiş ve onun hakkında bir karar vermiştir: İbrahim kendi istediği zaman ölecektir, beklemediği bir anda Azrail'le karşılaşmayacak, ancak kendisi kuvvetle istediği zaman Azrail yanına gidecektir. Böylece yıllar geçer. Çok yıllar geçer. İbrahim torun çocuklarından sonra torunlarının torunlarını da görmüştür. İyice ihtiyarlamıştır ama ölmeye hiç niyeti yoktur. Gözü görmez, dişi hiç kesmez olmuştur ama İbrahim yaşama bağlılığını sürdürmektedir. Kendi başına çok zor yürüyebilmektedir ama ölüm aklına hiç gelmemektedir. Ve bu durumda Tanrı yeni bir karar verir. Bir melek çok yaşlı bir adam kılığına girer, dünyaya iner ve İbrahim'in evinin kapısını çalar. İbrahim kapıyı açar, karşısında ağzının kenarından salyaları akan, tir tir titreyen ve ayakta çok zor duran bir adam görür. Adamı buyur eder İbrahim ve ne istediğini sorar. "Açım" der adam. İbrahim yiyecek bir şeyler getirir, adam titreyerek üstüne başına döküp saçarak yemeye çalışır. Su ister, içeyim derken çoğunu üstüne başına döker.
İbrahim dayanamaz, "Sen bu halinle nasıl yiyip içmeye çalışırsın be adam" der. Yaşlı adam kılığındaki melek "Neden yiyip içmeyeyim" diye cevap verir, "Ben yaşamak, daha çok yaşamak istiyorum, o yüzden nasıl olursa olsun yiyip içmeye devam edeceğim." Ve adam yemeğini yemek için çabalamaya devam eder. Bu arada takati iyice kesilir, artık elindeki lokmayı bile ağzına götüremez olur. "İbrahim" der, "Kendim yiyemiyorum, bana yardım et de yiyeyim... Ya da en iyisi sen bana yedir..." Ve İbrahim yaşlı adamı beslemeye başlar. Adam daha önce olduğu gibi lokmaları ağzında tutamayıp saçmakta, tükürüğü sürekli ağzının kenarından akmaktadır. İbrahim'in içi iyice kalkar, ama adama yardımcı olmaya devam eder. Daha sonra adam yatmak ister. Ama kendi başına yürüyememektedir. İbrahim büyük bir zorlukla adama yardım eder, onu misafir döşeğine götürür. Ve adam yatağa uzanırken İbrahim'in aklına bir şey gelir, sorar: "Ey misafir sen kaç yaşındasın?" Aldığı cevap karşısında iyice sarsılır İbrahim. Adamın söylediği yaş, kendisinin yaşının bir küçüğüdür. Adama şöyle bir bakar, sonra kendisini düşünür. Kendisinin de artık çok güç yemek yiyebildiğini, doğru dürüst yürüyemediğini, gözlerinin nasıl da bozuk olduğunu düşünür. Torunlarının torunlarını gördüğünü hatırlar, bundan memnun olur ve gülümser. "Galiba benim zamanım gelmiş, hatta geçmiş" diye mırıldanır. O anda yanında Azrail biter ve İbrahim'i alıp beraberinde götürür.
Zamanlı ölüm
Çok eski bir Arap hikâyesi "ölüm" ve "zamanında ölüm" konusunu basit bir şekilde ele almaktadır. Hikâyenin kahramanı olan
Haberin Devamı

