Her şeyi bildiğini zanneden, sözleri, davranışları ve uygulamalarıyla yöresindeki herkesi ezen bir bey vardı. Yanındaki herkese köpek muamelesi yapar, herkesi her fırsatta aşağılardı.
Bu bey yemeyi içmeyi de severdi. Günün birinde kendisi şarap yapmaya karar verdi. Adamlarını dört bir tarafa yolladı, en iyi bağlardan üzüm kütükleri getirtti. Bağ olarak ayırdığı arazide toprak işlendi, hazırlandı. Kütükler dikildi.
Bütün bu işler yapılırken bey yine çevresindeki herkesi eziyor, gereği olsun veya olmasın, adamlarına aynı işleri defalarca yaptırıyordu.
Bir gün köylülerden biri dayanamadı:
- Efendim neden bu kadar uğraşıyorsunuz, bu bağın üzümünden çıkacak şarabı içemeyeceksiniz ki...
Beyin öfkeden yüzü karardı, köylünün ağır şekilde dövülmesi için hemen adamlarına el etti ama sonra durdu. Aklına başka bir şey gelmişti...
Sonra mevsimi geldi, bağbozumunun ardından üzümler ezildi, bağdaki üzümden yapılacak ilk şarap ortaya çıktı. Bey bağın kıyısında oturdu ve bütün köylülerin de orada toplanmasını emretti. Kendisine "Bu şarabı içemeyeceksiniz ki" diyen köylüyü çağırttı, en öne gelmesini istedi.
Nihayet adamları bağın ilk şarabını bir kupada getirdiler. Bey kupayı eline aldı o sözü söyleyen köylüye baktı:
- Bak, sen içemezsin demiştin ama ben şimdi bu şarabı içeceğim...
İddiandan vazgeçip benden özür dileyecek misin?
"Henüz değil efendim" dedi köylü, "kupayla dudağınızın arasındaki mesafe sizin sandığınızdan çok daha uzundur..."
O anda bağın ortasından bir gürültü koptu. Bir yaban domuzu bağa girmiş kütükleri parçalıyordu. Bey elinde şarap kupasıyla domuzun üzerine yürüdü fakat yaban domuzu bir hamle yaparak beyi devirdi ve anında boğazını parçaladı.
Kupadan dudağına kadar ulaşamayan şarap üzerine dökülmüştü.
Zaman uzundur
Her şeyi bildiğini zanneden, sözleri, davranışları ve uygulamalarıyla yöresindeki herkesi ezen bir bey vardı. Yanındaki herkese köpek muamelesi yapar, herkesi her fırsatta aşağılardı
Haberin Devamı

