Zabıta ve Erdoğan

Samsun'da bir belediye zabıta memurunun nasıl ahlâk zabıtalığına özendiğinin, nasıl genç çiftleri taciz ettiğinin fotoğrafları yayınlandı. Bir belediye memurunun kendisine böyle bir sorumluluk yüklemesinde ve "gereğini yapması"nda şaşılacak bir şey yok

Haberin Devamı

Samsun'da bir belediye zabıta memurunun nasıl ahlâk zabıtalığına özendiğinin, nasıl genç çiftleri taciz ettiğinin fotoğrafları yayınlandı. Bir belediye memurunun kendisine böyle bir sorumluluk yüklemesinde ve "gereğini yapması"nda şaşılacak bir şey yok.

Zinayı kamu sucu haline getirmek isteyen anlı şanlı hükümet yetkililerinin ve başbakanların görevde olduktan ve bunların bu "azim"lerinden Avrupa baskısıyla çark ettikleri bir dünyada bir belediye memurunun namus bekçisi görevine soyunması da doğal.

Türkiye içinde söylenen hiçbir şey Başbakan'ı etkilemedi, ama Avrupa Birliği'nin resti kendisini hemen etkiledi. Türkiye 6 Ekim deresini böyle aşacak.

* Ama sonra ne olacak?

Bilmek herkesin hakkı
Başbakan dün partisinin kadın kollarının düzenlediği bir toplantıda konuşurken zina meselesine tepki gösteren kadın örgütlerinin Ankara'ya yaptıkları yürüyüşe de değindi. Başbakan'a göre bu gösterilerde taşınan bazı pankartlar "Türk kadının namus anlayışına uygun değil"di.

O günlerde kadın örgütlerinin yaptıkları açıklamalara baktık, gösterilerin haberlerine, fotoğraflarına baktık ama Başbakan'ın söz ettiği "Türk kadınının namus anlayışına uygun olmayan" herhangi bir slogan ya da pankart görmedik.

Belki gözümüzden kaçmıştır. O zaman Başbakan'a da bu pankartların hangileri olduğunu açıkça söylemek düşer. Başbakan'ın hangi sözleri, pankartları "namussuzca" bulduğunu vatandaşların öğrenme hakları vardır. Çünkü böylece Başbakan'ın "namus" anlayışını yönettiği insanlar da bileceklerdir.

* Kadınların kendilerine uygulanan ayırımcıktan şikâyet etmeleri, ayrımcılığa tepki göstermeleri de belki Başbakan'a göre "Türk kadınının namus anlayışına uygun" olmayabilir. Bunu da öğrenmek her vatandaşın hakkıdır. Açıklamak da Başbakan'in görevidir.

Daha çok işimiz var
Sadece Avrupa Birliği yoluna göre bir hedefler çerçevesi çizmekle yetinildiği takdirde Türkiye'nin işinin hiç de kolay olmayacağını görmek durumundayız.

Türkiye'nin önünde 8-10 yıllık bir görüşme süresi bulunuyor. Bu sürede Türkiye'nin yapması gereken çok ciddi işler var.

Bu işlerin başarılması için de esasen bir başka bir değişim gerekiyor. Bu, "zihniyet" değişimidir. Başbakan "namus" meselelerine takılıp kaldığı, belediye zabıtaları da ahlâk zabıtalığına kalkıştığı sürece de bu "zihniyet değişimi"ni gerçekleştirmek son derece zor olacaktır.

DİĞER YENİ YAZILAR