Son yapılan kamuoyu araştırmalarında “bugün seçim olsa kime oy verirsiniz” sorusunun cevabında AKP yüzde 50 dolayında çıkıyor, “en başarılı siyaset adamı” olarak da Erdoğan rakiplerine fark atıyor.
Muhtemelen doğrudur. Şimdi bunu okuyunca, durumu anlamak yerine küfür ederek siyasi yorum yaptığını zannedenler yine kızacaktır.
AKP’nin geçen seçimde yüzde 47 oranında oy almasındaki ve şu anda da oy oranını artırmasındaki en önemli etkenlerden biri bu partiye karşı yapılan kısır, fikirsiz, hayatı birkaç tekerleme çerçevesinde anlayan ve açıkladığını sanan muhalefet tarzıdır.
Bu muhalefet her olayda, her gelişmede “laiklik elden gidiyor” dışında bir söz söyleyememiş, gelişmeleri anlamaya çalışanları da “AKP taraftarı” ilan ederek kendisini tatmin etmiştir.
AKP, Türkiye’nin toplumsal yapısının bir ürünüdür ve toplumdaki bütün muhafazakâr eğilimleri temsil ederken demokratik gelişmelere de zaman zaman omuz vermektedir.
AKP’nin içinde laiklik karşıtları olabilir. Bunlar Demokrat Parti’de de vardı, Adalet Partisi’nde bol bol vardı, diğer merkez sağ partilerin hepsinde vardı. O partilerin halk dalkavukluğu politikaları da bu kesimleri, en başta da tarikat ve cemaat örgütlenmelerini teşvik etmiştir.
Şu anda AKP’nin gücünden cesaret alan bazı cemaatlerin de devlet içinde örgütlenme faaliyetlerini yoğunlaştırdığına ilişkin çok belirti vardır.
Aslında devlette bu örgütlenmelerin önünü açan siyasi kişi 1974’te Necmettin Erbakan ile koalisyon kuran ve ona bazı bakanlıkları tam anlamıyla “teslim eden” Bülent Ecevit’tir.
Bugün Türkiye’nin laiklik ile ilgili kuşkuları varsa, bu durum birkaç yılın ürünü değildir. Sola karşı dini kullanmaya kalkışan askeri yönetimlerce olsun, Kürt milliyetçiliğine karşı yine dini kullanan asker ve sivil kişilerce olsun, Türkiye’de dinsel temel üzerine örgütlenmeler geçen yarım yüzyılda hep korunmuştur. Korunmakla siyasi çıkar elde edilmeye çalışılmıştır.
Bugün abuk sabuk konuşan birkaç din adamı, türban gibi çıkışsız meseleler, bir açıdan aysbergin görünen yüzüdür.
Siyasal İslam kökenli bir parti olan, ancak uygulamada çok geniş kesimlerin taleplerini yerine getirmeye çalışan AKP’nin nasıl olup da ülkenin yarısından oy aldığını anlamak için toplumsal yapımızı doğru tahlil etmemiz gerekir.
AKP’nin yüzde 50’ye ulaşmasını sadece kömür dağıtmasıyla, bedava kitap defter dağıtmasıyla açıklayanlar hem işin kolayına kaçıyor hem de AKP’nin ekmeğine yağ sürüyor.
Bugün Türkiye’de AKP’nin karşısında ciddi bir muhalefet yoksa bunun nedeni de gerçek tahlillerin yapılmaması, küfür etmekle muhalefet yaptığını zannedenlerin seslerinin fazla çıkması ve diğer sesleri bastırmasıdır.

