Yüzde 42’ye değil yüzde 12’ye

Haberin Devamı

12 Eylül referandumu sonrasında, Başbakan Erdoğan’ın evet oyu vermeyen yüzde 42’yi anlamak istediği söylenmişti. Bunun için bazı araştırmalar yapılmış, “ileri” nitelik taşıyan anayasa değişikliğine onay vermesi gerekenlerin hangi saiklerle hayır dedikleri araştırılmıştı.

Aslında bu araştırmalara fazla gerek de yoktu. Çünkü toplumun bir kesiminin AKP ve liderinin gelecekle ilgili “hayalleri” konusunda kuşkusu devam eden ciddi bir kitle vardı. Bu kitle hâlâ var.

Öğrenciler kıyasıya dövüldüğü ve Başbakan da dayağı onayladığı zaman bu kitle de meşru bir soru soruyor: “Hani anayasa değişikliği ileri demokrasi için yapılmıştı?“

Bu meşru sorunun cevabı da çok belli: Türk toplumunda bireyler olarak, kurumlar olarak, çevreler olarak, partiler olarak bir zihniyet devrimi gerçekleşmediği için dünyanın en ileri anayasasını getirmek, beraberinde uygulanma garantisini de getirmiyor.

***


Son dönemde Başbakan Erdoğan’ın, Dolmabahçe dayağı olayında olduğu gibi “ileri demokrasi” iddiasıyla çelişen çıkışlarının arttığı AKP’ye oldukça yakın çevrelerin de dikkatini çekmiş durumda. Kürt meselesi sanki sona ermiş gibi davranmanın yanında, AKP’ye yakın bazı yayın organlarının bu meseleyle ilgili her türlü gelişme ve tartışmaya en genelgeçer devletçi tepkiyle yaklaşmasının da bir anlamı olsa gerek.

O “anlam” elbette ki altı ay sonra yapılacak genel seçime ilişkindir.

Seçimin Erdoğan açısından bir “anlamı” daha var; bu seçimin sonuçları, kendi siyasi kariyeriyle ilgili gelecekteki adımları bakımından da belirleyici olacaktır.

Bu unsurları, Erdoğan’ın son birkaç aydaki çıkışlarıyla birleştirince ortaya açık bir sonuç çıkıyor. Erdoğan, referandumda “bile” -bile dedik çünkü bu paketin içinde gerçekten her vatandaşın oy vermesi gereken maddeler vardı- AKP’nin işine yarayacak düşüncesiyle evet oyu vermeyen yüzde 42’den “umudunu” kesmiştir.

Bu durumda AKP’nin oyunu artırmasının yolu “radikal sağa” açılmaktan geçiyor. Radikal sağda, dini referanslı tavırların da müspet etkisi oluyor. Bunun yanına muhafazakâr çevrelerin en hassas olduğu alanlara, ya Kürt meselesinde olduğu gibi, dokunmamak ya da öğrenci gösterileri meselesinde olduğu gibi, en katı şekilde yaklaşmak, bu kesimden puan kazanma ihtimalini ortaya çıkarıyor.

***


Erdoğan, yüzde 42’nin büyük bölümünden AKP’ye oy gelmesinin mümkün olmadığı kanısıyla MHP’nin yüzde 12-14 oyunun üzerine gitme taktiğini benimsemiş görünüyor.

Bu taktiği benimsemek için Kürtlerden gelecek oylarda da bu dönem için sınıra gelindiğine inanmak gerekir.

Eğer bazı araştırmaların iddia ettiği gibi MHP’nin yüzde 10 barajının altında kalma durumu da ortaya çıkarsa, AKP’nin milletvekili sayısı oy oranının çok daha üstüne çıkabilecektir.

Bu taktik seçim kampanyası süresince zaman zaman “esneyebilir.” Ama şu andaki veriler Erdoğan’ın hedefinin yüzde 42’nin sadece yüzde 12’lik bölümü olduğunu gösteriyor.

DİĞER YENİ YAZILAR