Adalet Bakanı, yolsuzluk soruşturmalarıyla ilgili olarak çok sık konuşuyor, yargının etkili çalışmasını teşvik edecek nitelikte açıklamalar yapıyor. Bu tarz konuşmalar, kamuoyu desteğini almak amacıyla yapılır. Oysa yolsuzluklar konusunda kamuoyunun, "bir şeyler yapan" herkese desteği tamdır. Son seçim ve seçim sonrasında kamuoyu ya da Türk halkı bu konudaki açık görüşünü belirtmiştir. Adalet Bakanı 'nın kamuoyunu harekete geçirmeye ihtiyacı yoktur. Bakan böyle bir yola başvuruyorsa başka sıkıntıları var demektir. Bu "başka" sıkıntının ne olduğu da anlaşılmaktadır: Adalet Bakanı da yargı sisteminin yavaş, bazen de "şaibe kuşkusu" uyandıracak şekilde çalışmasından şikâyetçidir. Olayı biraz daha basite indirmek mümkün.
Devletteki uç kesilmezse
Bir mahalle düşünelim, bu mahallede sürekli hırsızlıklar oluyor ve aslında herkes bu hırsızlıkları kimlerin yaptığını biliyor. Ama bu kişiler rahat rahat dolaşıp duruyorlar, kendilerine yönelik en küçük bir imada bile en kabadayı halleriyle karşı saldırıya geçiyorlar. Ve bu böylece sürüp gidiyor... Bu nasıl olabilir? Çok basit. Hırsızların "arkası kuvvetli" demektir. Bu örnekte "kuvvetli arka," ya mahalle karakoludur ya da bu karakolda görevli bir veya birkaç kişidir. Türkiye'de son yılların bütün büyük mali yolsuzluklarının, yolsuzluk iddialarının bir ucu devlettedir. Devletteki "uç" kesilmeden de yolsuzluk, hırsızlık işleri bitmez. Bu tür yolsuzluk ve hırsızlık olayları tabii ki hiçbir şekilde tam olarak sona erdirilemez, ama hedef bunların en aza indirilmesidir. Ve bu "en az" a da hiçbir hoşgörü gösterilmemek kaydıyla.
Yasalarla iş bitmiyor
Adalet Bakanı'nın yakınmalarından anlaşıldığı kadarıyla, yetkililer işlerin devletteki "ucu"nu tutamamaktadır. Bu "uc"un bir tarafı kuşkusuz Adalet Bakanı'nın doğrudan sorumluluk alanına girmektedir. Yargı sistemi bu olayların üzerine zamanında ve etkili biçimde gidecek "atikliği" göstermemektedir. Mali suçlarda en yaygın durum olan, yargıdan ve alacaklılardan mal kaçırma meselesine bile çözüm bulunmamıştır. Bunun için gereken yasa değişikliği yapılmıştır ama sorun yasa değil yargının ve yüksek yargının çalışma şeklidir. İtirazlar... Bilirkişiler... Temyizler... Tekrar temyizler... Derken mali suçun mağdurları senelerce mağdur olmakta ve ister istemez suçlular "korunmuş" olmaktadır. Adalet Bakanı, ülke halkının yolsuzluklarla mücadelede tümüyle yetkililerin arkasında olduğunu aklından çıkarmamalıdır. Ama yolsuzlukların, hırsızlıkların "öteki ucu"na gidilmediği sürece de kamuoyunda bu işlerin halledileceğine, suçluların cezalarını çekeceğine olan inanç azalmaktadır.
Yolsuzluklar ve Bakan
Adalet Bakanı, yolsuzluk soruşturmalarıyla ilgili olarak çok sık konuşuyor, yargının etkili çalışmasını teşvik edecek nitelikte açıklamalar yapıyor.
Haberin Devamı

