Daha eski dönemin yolsuzluklarıyla ilgili dosyalar kapanmadan, yeni döneme ilişkin dosyalar açılmaya başladı. Yeni dosyalar açıldıkça hükümet partisinin çevresinden kişilerin ilişkileri ortaya çıkıyor. Bu da doğal olarak hükümet partisinin tepesinde tepki yaratıyor.
Başbakan haklı olarak "kendi" insanlarının yolsuzluk olaylarıyla ilişkisinin ortaya çıkmasına öfkeleniyor. Ancak bu öfkesini farklı şekillerde yansıtıyor. Ve en kolayını yapıyor. CHP'yi eski hikâyeler dolayısıyla suçluyor ve de bazı medya mensuplarının da "kirli ilişkiler" içinde olduklarını, çıkar sağlamaya çalıştıklarını ima ediyor.
* Bu tür çabalar yolsuzluğun gerçek kaynağını gizleyemez. Gerçek kaynak da her hükümetin, her hükümet partisinin kendi zenginlerini yaratma takıntısından başka bir şey değildir.
Bu çarpık, ama geleneğe dönüşmüş mantık, son 50 yılın hemen bütün hükümetlerinde mevcuttu. Adnan Menderes'in "her mahallede bir milyoner yaratacağız" sözü bu mantığın en saf ifadesidir.
Sonra Demirel kendi zenginlerini yarattı. Örneğin Kemal Uzan'ı. Sonra Özal kendi zenginlerini yarattı. Örneğin Cem Uzan'ı. Yılmaz kendi "büyük" zenginlerini yaratmaya çalıştı. Korkmaz Yiğit olayının da özeti budur.
* Hükümet katında kendi zenginlerini yaratma manüğı geçerli olduğu sürece, bu mantık alta doğru dalga dalga yayılır ve bunun arkası her düzeyde yolsuzluğun ortaya çıkması demektir.
"Güç bende, para bende!"
AKP hükümeti erkânının kimi sözleri ve tepkileri ve bazı olaylar, aynı mantığın varlığını şimdi de sürdürdüğünü gösteriyor. Tabii bu mantığın yaşamasını, ikide bir dirilmesini sağlayan temel gerçeklerden biri de hâlâ ekonomik faaliyetlerin çok büyük bölümünün devletin elinde olması. Son krizler ve sıkı para programları bu imkânları daralttı ama yok etmedi. Enerji hâlâ devletin ve devleti yönetenlerin elinde. Bağımsız kurul kâr etmemiş bu alanda işler yine aynı şekilde yürümüştür. Örnekse, son enerji tutuklamalarıdır...
En tepedeki kişiler kendi iktidarlarına "güç bende, para bende" diye bakmaya devam ettikleri sürece yolsuzlukların sonu gelmez.
En tepeden bu "işareti" alanlar da hemen iktidarın çevresini doldurmaya başlar. Turgut Özal'ın seyahatlerine katılan işadamları daha sonra Demirel'in seyahatlerinde görünmez oldular. Şimdi onların hiçbiri ortada yok; Erdoğan'ın uçaklarını bambaşka "işadamları" dolduruyor.
* Asıl kaynağı açıkça söylenmediği ve Ankara'nın yarını yüzyıllık alışkanlıkları değişmediği sürece yolsuzluklar devam edecektir.
Yolsuzluk oradan başlar
Daha eski dönemin yolsuzluklarıyla ilgili dosyalar kapanmadan, yeni döneme ilişkin dosyalar açılmaya başladı
Haberin Devamı

