Yolsuzluk, hırsızlık ve medya

Haberin Devamı

Gündem ister istemez medyanın yolsuzluk, hırsızlık ve değişik adli meselelere nasıl yaklaşacağı üzerinde yoğunlaştı.

Kim kızarsa kızsın, bağımsız bir basın kuruluşu nerede bir haksızlık, hırsızlık, uğursuzluk, yolsuzluk tespit ederse bunu yazar.

Yazarken de kimin aleyhine bir durum yaratacağını, kimi üzeceğini ya da kızdıracağını düşünmez.

Düşüneceği, bir haksızlığı herkese duyururken başka bir haksızlık yapmamaktır. Gazete gibi üretimi zamana bağlı bir ürünü ortaya çıkarırken yanlış yapılmaz mı, tabii yapılır. Eğer bir yanlış varsa, söz hakkı kullanımında bir eksiklik varsa, bunu yine basın onarır.

Yolsuzluk, hırsızlık haberlerinde tabii ki en sağlam kaynak, eğer varsa “resmi” belgelerdir. Gazete bu resmi belgelerde herhangi bir yeni unsur bulursa onu da kamuoyuna duyurma görevini yerine getirir.

***

Bundan otuz yıl önce dönemin Başbakanı Demirel’in yeğeninin, akrabalık ilişkisinden yararlanarak haksız kazançlar elde ettiği gazeteler, gazeteciler tarafından ortaya çıkarılmıştı. Elde birkaç resmi rapor vardı ama işin sonunu ancak yargı getirebilirdi. Nitekim öyle oldu, yargı işin üzerine gitti ve haksız kazançların nasıl elde edildiğini ortaya çıkardı. Olay başbakanla doğrudan bağlantılıydı, çünkü zanlı öz yeğeniydi. Ama basın da görevini yaptı, yargı da görevini yaptı.

Deniz Feneri olayı da çok farklı değildir. Yine iktidar partisine “yakın olma” durumu vardır, bu kez istismar aracı dini duygulardır. Ama bütün bu olaylar aslında birbirinin aynıdır, haksız para edinme faaliyetleridir.

***

Deniz Feneri olayında Almanya’da yapılan soruşturmanın belgeleri Türk gazeteleri, “bazı” Türk gazeteleri tarafından aktarıldı ve bunun içerdeki uzantısının da belirlenmesi gerektiği vurgulandı.

Bu uzantıların boyutu şu anda tam anlamıyla bilinmiyor. Olaya biraz serinkanlı bakıldığında ve “mahalle dedikodusu” üslubunun dışına çıkıldığında yapılacak tek şey var: Yargının görevini yerine getirmesini sağlamak.

Basın görevini yapacaktır, yargı kendi görevini yapacaktır, yönettiği toplumun temizliğine özen gösteren siyasi de kendi görevini yapacaktır.

Bu görevler birbirine karıştığında sorunlar içinden çıkılmaz hale gelebilir. Yargının da siyasinin de kendi işlerini tam olarak yapıp yapmadığını izlemek basının görevleri arasındadır.

Bu yazı biraz özet bir gazetecilik dersi gibi oldu. Ama basının ne olması gerektiği konusunda fazla fikir sahibi olmayanların gürültü çıkardığı ortamlarda “temel ders” lerin tekrar aktarılması gerekebiliyor.

DİĞER YENİ YAZILAR