Yolsuzluk, arsızlık

Yine aynı örnekleri hatırlatalım. Fransa'da eski bir başbakan kendini kolay savunabileceği bir şaibe yüzünden insan içine çıkamaz olmuş ve intihar etmişti

Haberin Devamı

Yine aynı örnekleri hatırlatalım. Fransa'da eski bir başbakan kendini kolay savunabileceği bir şaibe yüzünden insan içine çıkamaz olmuş ve intihar etmişti. Suçlama zengin bir dostundan faizsiz borç almış olmasıydı. Almanya'ya en parlak dönemini yaşatmış olan Kohl, partisine yasa dışı kaynak sağladığı için, kendi cebine para artığı için değil, partisinde maddi bir yolsuzluğa göz yumduğu için bir anda tedavülden kalktı.

Başbakanlar ne yapar
Yolsuzluk ve hırsızlığın bir de arsızlık boyutu ortaya çıküğı zaman hastalık kangrene dönüşmeye başlamış demektir. Ve ne yazık ki Türkiye'de böyle bir durum vardır. Haklarında en ağır suçlamalar bulunan, yolsuzluktan, büyük hırsızlıktan yargılanan insanlar rahatlıkla ortada dolaşabilmekte, "önemli adam" pozlarını korumaya devam etmektedirler. İsimler sıralamaya hiç gerek yok. Bütün ülke bu isimleri tek tek biliyor. Ama o insanlar ellerini kollarını sallaya sallaya geziyor. Bir bakanla ilgili ciddi bir suçlama olduğu anda her başbakanın görevi önce iddiayı incelemek, eğer iddia kanıtlara dayanıyorsa hemen inceletmektir. Eğer haksız bir suçlama varsa, söz konusu kişi de böylece kendini kamu vicdanında aklatma imkânını kullanmış olacaktır. Şu anda ise garip bir sistem geçerli. Başbakanlar, parti başkanları "otomatik" olarak savunmaya geçmekte sakınca görmemektedir. Toplumun adalet duygusu da böylece en tepeden zedelenmektedir. Son olay Ulaştırma Bakanı ve genç oğluyla ilgilidir. Ortada belki yasalar açısından suç yoktur ama nüfuz suiistimali vardır. İş hayatına yeni atılan yirmili yaşlardaki gençlerden hiçbirine sağlanmayacak bir imkân, bir bakanın üstelik o bakanın görev alanına giren bir konuda sağlanıyorsa ortada en azından bir "ayıp" var demektir.

Bindiği dalı kesmek!
"Ayıp" kavramının yürürlükte olduğu ülkelerde başbakanlar intihar dahi edebilirler çünkü insanların yüzüne baktığında düşüneceklerinden rahatsız olurlar. "Ayıp"ın anlamı olan ülkelerde hiçbir siyasinin yakınına "iş torpili" yapılmaz. Böyle bir olay tespit edildiğinde de o siyasiyi kimse savunmaz. 1999'da Ecevit'in DSP'si sadece dürüstlük imajıyla, toplumun yolsuzluklardan, hırsızlıklardan duyduğu bıkkınlık ve tepki nedeniyle bir çırpıda birinci parti olmuştu. Son seçimde AKP'nin aldığı oyların önemli bölümünün yine aynı tepkiden kaynaklandığı bütün araştırmalarda görülüyordu. AKP'nin yolsuzluk, hırsızlık konularında gevşek davranması, bindiği dalı kesmesidir. Eski yolsuzluk defterleri açılırken yeni dönemde bütün yolsuzluk hatları en başından kapatılmazsa AKP'nin "12 yıllık iktidar rüyaları da hızla sona erer. Türk toplumuna bütün bu yolsuzluklardan, hırsızlıklardan, arsızlıklardan "gına" geldi, yenilerine hiç tahammül edemez.

DİĞER YENİ YAZILAR