Avrupa Birliği içinde yaşanan son anayasa krizi ve para anlaşmazlığı "Türkiye'nin durumu"nun daha yoğun biçimde tartışılmasına neden oldu.
Soru şudur: Avrupa Birliği'nin son krizi ve genişleme sıkıntıları Türkiye'nin yolunu tıkadı mı?
Cevabı AB Komisyonu dün tekrar verdi: Hayır, Türkiye'nin yolu açıktır. Bundan önce sağlanan anlaşma doğrultusunda yola aynı şekilde devam edilecektir.
Gerçek anlamıyla yola çıkış günü, daha önce belirlendiği gibi 3 Ekim 2005'tir. O gün "tam üyelik" için görüşmeler başlayacak. "Müzakere" süreci diğer üye ülkeler adayken nasıl seyrettiyse Türkiye ile de aynı şekilde seyredecek.
* Bu sürecin sonunda hedef "tam üyelik"tir, "imtiyazlı ortaklık" değil. "Türkiye ile daha fazla uğraşmaya gerek yok, hemen imtiyazlı ortaklık yapalım, bu sorundan kurtulalım" görüşünde ısrar eden AB üyesi devletler, ülkeler ve hükümetler vardır. Son krizde de bu görüşlerini daha güçlü olarak seslendirme imkânı buldular.
Dayanakları, "Türkiye belli bir noktadan daha ileri gidemez" yargısıdır. Bu görüş, Türkiye'de yaşanan her insan hakları ihlalinde, her kitap toplatmada, her polis dayağında, her tiyatro yasağında güç kazanıyor.
* AB Komisyonu da açık olarak belirtiyor: Temel insan hakları konularında sürekli ihlal yaşanması durumunda herhangi bir üyenin talebiyle görüşmeler durdurulabilir. Bunun örnekleri daha önce yaşandı...
Türkiye'nin iradesi
"Türkiye daha ileri gidemez" görüşünde açık bir aşağılama var. Bu aşağılama bir "gerçekçilik" perdesi arkasına gizlenmeye çalışılıyor.
Yani:
* Türkiye'de daha ileri bir demokrasinin yerleşmesi mümkün değildir...
* Türkiye'de yine insan hakları ihlalleri yaşanacaktır...
* Türkiye'de radikal İslam tehlikesi hep olacaktır...
* Türkiye ileri bir sanayi toplumu olamaz...
* Türkiye'de kanunlar çağdaş olabilir ama uygulamada hep eksiklikler olacaktır...
Bunlara "evet öyledir" diyenler Türkiye'de de var ve bunlar farklı siyasi kanatlara mensup. Bu çevreler zaten bütün bu konularda Türkiye'nin daha fazla ileri gidemeyeceğini ve gitmemesi gerektiğini düşünüyor.
Bu da Türkiye'nin içerden aşağılanması... Asıl ağır olan da bu inançsızlık, bu "aza razı olma" durumu. "Türkiye'ye bu kadarı yeter" sesleri dışarından her zaman gelecektir ama Türkiye'nin yolunu asıl tıkayacak olan, o "dış ses" değü, "iç sesler"dir.
* AB Komisyonu "Türkiye'nin yolu açıktır" diyor. Bu yolculuğun tamamlanmasını sağlayacak tek güç, Türkiye'nin iradesidir. Bu irade güçlü olduğu sürece Türkiye'yi sevmeyen "dış sesler"le Türkiye'ye güvenmeyen, korkan "iç sesler" susacaklardır.
Yol açık
Avrupa Birliği içinde yaşanan son anayasa krizi ve para anlaşmazlığı "Türkiye'nin durumu"nun daha yoğun biçimde tartışılmasına neden oldu
Haberin Devamı

