CHP’nin türban meselesinin yanına katılmasını istediği iki “demokratik” düzenleme de aslında çok gecikmiş düzenlemelerdir. 12 Eylül askeri yönetimi üniversiteleri kontrol edebilmek için YÖK’ü kurmuştu. Bunu tekrar tekrar söylüyoruz, çünkü 12 Eylül’ün kalıntılarını temizleme iradesi varsa, bu iradenin gösterileceği ilk alanlardan biri üniversitedir...
İktidarda bulunanlar YÖK sayesinde bütün üniversite sistemini kontrol edebilirler, hatta istedikleri üniversiteyi geliştirir, istediklerini güdük bırakırlar.
YÖK’ün daha çok CHP’nin kontrolünde olduğu bir dönem de oldu; o zamanlar bu kesim YÖK’ten hiç şikâyetçi değildi. Ve herhangi bir iktidar aracını elinde tutanların demokrasiyle ilgili söylediklerini, vaatlerini derhal unutmalarının istisnası da hâlen görülmüş değildir.
Ancak bunca yıl ve onca iktidar savaşından sonra YÖK’ün sadece bir koordinasyon merkezine dönüştürülmesi, üniversitelerin bu cendereden kurtulması artık biraz daha ciddi olarak gündeme gelmiş bulunuyor.
CHP’nin türbanın yanına konulmasını istediği yüzde 10 seçim barajı da 12 Eylül ruhunun, siyasete o ruhla bakışın kalıntılarından biridir. Baraj sistemi getirilirken amaç siyasetin biri merkez sağda diğeri merkezde solda iki parti çerçevesinde çalışmasıydı. Öne sürülen gerekçe de 1973-1980 arasındaki çalkantılı dönemde kurulan koalisyon hükümetlerinin başarısızlığıydı.
Bu baraj o günden bugüne, Kürt siyasi hareketinin Meclis’e oy desteği oranında yansımasını önledi. 1990’dan itibaren temsil niteliği güçlü Kürt partilerinin Meclis’te güçlü bir varlığa sahip olmaları istenmediği için de bu mesele iktidar partileri ya da iktidar adayı partiler tarafından gündeme getirilmedi.
Baraj şu anda düşürülse bile ilk seçimde uygulanması yasal olarak mümkün değil. Öyle olunca da meselenin bugünden türbanın yanına katılmasını istemesi, CHP’nin türban konusunu gerçekte çözmek istemediği kuşkusuna yol açtı.
CHP’nin YÖK’ü ve seçim barajını gündeme getirmesiyle, aslında en azından söz olarak kimsenin bu iki konunun halledilmesine karşı olmadığı görüldü.
Artık ne YÖK’ü savunan var ne de seçim barajını.
AKP bazı konulara, yeni anayasa da dahil, önümüzdeki seçim kampanyasının malzemesi olarak kullanabilmek için şu anda girmek istemiyor olabilir. Öyle bile olsa bu iki konuda net bir tavır almamasının ve sadece CHP’yi suçlamakla yetinmesinin de ciddi bir siyasi getirisi olmayacağı bellidir.

