Yine zekâ

Halkının durumunu kendi gözleriyle görüp dertlerini kendi kulaklarıyla dinlemek isteyen bir hükümdar, kıyafet değiştirmiş, yanına vezirlerinden birini alıp gizlice sarayından çıkmıştı

Haberin Devamı

Halkının durumunu kendi gözleriyle görüp dertlerini kendi kulaklarıyla dinlemek isteyen bir hükümdar, kıyafet değiştirmiş, yanına vezirlerinden birini alıp gizlice sarayından çıkmıştı.

Uzaklardan gelmiş iki yolcu gibi bir süre dolaştıktan sonra yaşlı bir adama rastladılar. Yaşlı adam gelenleri görünce selam verdi.

Hükümdar adama "Merhaba amca" dedi.

Yaşlı adam cevap verdi:

"Merhaba cihanın hakimi..."

"Ne iş yaparsın amca?"

"Deri işleri yaparım efendim..."

"Altılarda ne yaptın?"

"Altıya altı ekliyoruz, böylece otuz ikiye ulaşıyoruz..."

"Geceleri kalkmadın mı?"

"Kalktım ama bana bir faydası olmadı..."

"Sana bir kaz yollasam gereğini yapar mısın?"

"Tabii yaparız efendim..."

Hükümdar işaret etti, vezirle birlikte yollarına devam ettiler. Hırslı vezir hükümdarla yaşlı adam arasındaki konuşmadan hiçbir şey anlamadığı için kıvranıyordu. Kendisini hükümdardan uzağa düşmüş hissediyordu.

Dayanamadı, ertesi gün yaşlı adama rastladıkları yere döndü. Adamı buldu.

Hemen sordu:

"Dün efendimizi nasıl tanıdın?"

Yaşlı adam cevap vermedi. Vezir anladı, cebinden bir kese çıkardı, yaşlı adama uzattı ve sorusunu tekrarladı.

Yaşlı adam keseyi aldı, cebine koydu:

"Deri işi yaptığımı söylemiştim. Sırtındaki kürk eskiydi ama çok değerli bir kürktü. Böyle bir kürkü giyebilecek birkaç kişi vardır. Ben onu kürkünden tanıdım."

Vezir tekrar sordu:

"Hükümdar sana altılarda ne yaptın, dedi sen de altıya altı ekliyoruz böylece otuz ikiye ulaşıyoruz diye cevap verdin... Bunlar ne anlama geliyor?"

Yaşlı adam yine cevap vermeden bekledi. İkinci keseyi cebine attıktan sonra konuştu:

"Hükümdar altı ay yazın ne yaptın, altı aylık kışta ne yapıyorsun diye işlerimi sordu, ben de altı ay yaz altı ay kış çalışıyorum, otuz iki dişime ancak yetişiyorum, ancak karnımızı doyuruyoruz, dedim."

Vezir üçüncü keseyi de yaşlı adama uzattıktan sonra sordu:

"O sana, geceleri kalkmadın mı dedi, sen de kalktım ama bana bir faydası olmadı dedin... Bu nedir?"

"O bana geceleri kalkmadın mı, derken karımla ilişkimi yani çocuk durumunu sordu, ben de hep kız çocuğum oldu, gelin gittiler bana yardım edemezler, dedim..."

Vezir cebinden bir kese daha çıkarıp vermeye yaşlı adama vermeye hazırlandı ve hükümdarın son cümlesini tekrarladı:

"Sana bir kaz yollasam gereğini yapar mısın..." dedi, cümle ağzından çıkar çıkmaz da donup kaldı. Ardından, adama vereceği keseyi tekrar cebine koyup oradan hızla uzaklaştı.

DİĞER YENİ YAZILAR