Yine yolsuzluk

Başbakan Erdoğan, "ulusa sesleniş" konuşmasında yine aynı konuya, yolsuzluklara geniş yer ayırdı ve yine bütün yolsuzlukların üzerine gidileceğine söz verdi

Haberin Devamı

Başbakan Erdoğan, "ulusa sesleniş" konuşmasında yine aynı konuya, yolsuzluklara geniş yer ayırdı ve yine bütün yolsuzlukların üzerine gidileceğine söz verdi. Şu anda, mali kesimde üzerine gidilen grup Uzanlar'dır. Bu grubun bankalarında yapılmış olan hileler ortaya çıkarılmıştır, ama ortada sorumlular da yoktur, para da yoktur. Diğer yolsuzlukların sorumluları ya da sanıkları ise normal hayatlarına devam etmektedir. Mali skandallarla ilgili olarak üç yılda sağlanan ilerlemenin olsa olsa bir arpa boyu yol olduğunu herkes görmektedir.

Başbakan neyin peşinde?
Türkiye'nin son on yılı sürekli olarak ağır yolsuzluk iddiaları ve bunların yargıda sonuçsuz kalmasıyla geçmiştir, iddiaların bazıları "siyaseten", rakipleri yıpratmak amacıyla ortaya atılmış ve bunlardan sadece bir anlık lekeleme beklendiği için herhangi bir doğru dürüst adli takip bile gerçekleşmemiştir. Bu karşılıklı iddialar, sürekli olarak yine karşılıklı siyasi aklanmalarla, gömülmüştür... Şu anda, sadece Uzanlar'la ilgili soruşturmanın ilerlemesi yine bir "siyasi hesap" kuşkusunu beraberinde getirmektedir. Cem Uzan'ın partisi, radikal sağda ve en alt kesimde belli bir etkinlik sağlamış, sağın ikinci partisi olma yoluna girmişti. Bu grubun mali işlerinde tespit edilen yolsuzluklarla ilgili soruşturmalar devam etmektedir. Başbakan da konuşmasında yolsuzluklardan sadece birinin üzerine gidildiğini kabul etmiş, "belli bir takvim içinde" diğerlerinin de gündeme geleceğini söylemiştir.

Neden takvim ve ne takvimi?
Bu "takvim" ne olabilir? Devletin elinde bu soruşturmaları yürütebilecek yeterli eleman yok mudur ki, "takvim" yapılmaktadır? Yoksa, devleti yönetenler bu soruşturmaların kamuoyu üzerinde yaratacağı etkiyi hesaplayıp, herhangi birisi gözden kaçmasın diye mi "takvim" yapıyorlar? Belki de bütün mahkemeleri aynı anda çalıştırmak mümkün olmuyor, bu yüzden aynı mahkemeler bütün bu olayları belli bir "takvim" içinde ele alacaklar... Türk ekonomisini en ağır şekilde savuran mali skandallar 1994 yılında başladı, 9 yılda herhangi biri çözülemedi. Halen "belli bir takvim"den söz edilince, bu işlerin çözüleceğine ilişkin inanç sanki hükümetin başında bile eksikmiş gibi geliyor. Yolsuzluklar ve mali skandallarla ilgili olarak yeni bir aşamaya, "belli bir takvimi" beklemeksizin geçilemediği sürece de Türkiye'nin bütün mali itibarı sallantıda olmaya devam etmektedir. Bu hükümetten beklenen "takvim" değil, hızla sonuç alınacak şekilde bütün adalet sisteminin gerçek anlamda çalıştırılmasıdır.

DİĞER YENİ YAZILAR