Yine şaştı

Başbakan Erdoğan'ın "üst kimlik-alt kimlik" tanımlarının doğru olduğunu, bu kavramları doğru kullandığını daha dünkü yazımızda belirtmiştik

Haberin Devamı

Başbakan Erdoğan'ın "üst kimlik-alt kimlik" tanımlarının doğru olduğunu, bu kavramları doğru kullandığını daha dünkü yazımızda belirtmiştik.

Bu yazının yayınlandığı gün, yani dün, gazetelerde Erdoğan'ın İspanya'ya giderken uçakta söyledikleri yayınlandı. Erdoğan "İslamın Türk halkını birleştirici unsur" olduğunu söylüyordu.

Bu sözünden, Başbakan'ın da kimlik meselelerini tam olarak öğrenmesi ve hazmetmesi gerektiği anlaşılıyor.

Doğru görüşleri hazmetmeden dile getirmenin tehlikesi budur. Laf biraz uzadığında hazmetmemiş insan kolayca şaşar.

* Türk vatandaşlığını, yani Türk halkının eşit haklara sahip bir bireyi olma hakkını kazandıran unsur "din" değildir.

Türk vatandaşı olan herkes isterse doğumunda belirlenmiş dine bağlı kalır, isterse değiştirir, isterse hiçbir dine bağlı olmaz. İsterse Müslüman olur, Müslümanlığın Sünni, Alevi, Şii ya da diğer kollarından birine bağlanır. İsterse Hıristiyan olarak; Katolik, Ortodoks ya da Protestan olarak yaşar. Yahudi inancına sahip olmak da Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmanın, Türk halkının içinde yer almanın ne koşuludur ne de engelidir.

İnsanlar inançsız olabilir. Bu da Türk olmanın ne koşulu ne de engelidir.

Hepsi Türk halkının içinde yer alma hakkına sahiptir, herhangi biri herhangi birinden farklı olmadığı gibi hiçbirinin başkalarını kendi inancı için zorlamaya hakkı da yoktur.

* Tayyip Erdoğan Türkiye'yi tanımlayan temel kavram olarak "ılımlı İslam"ı görüyorsa Cumhuriyetin temel ilkeleriyle çelişen bir anlayışa sahip demektir. Nitekim "Türk halkını birleştiren asıl unsurun İslam" olduğunu düşünmek böyle bir temel yanılgının ürünüdür.

Dünkü yazımızda verdiğimiz bir örneği tekrarlayarak alt kimlik ve üst kimlik meselesini bir kez daha açıklayalım.

Almanya'da yaşayan ve Alman vatandaşı olan Türklerin alt kimliğini belirleyen sıfatlar "Türk" ve "Müslüman"dır. Bu "Türklerin" üst kimliği, yani Alman halkı içinde eşit haklara sahip olan bireyler olmalarını sağlayan nitelik de "Almanya vatandaşlığı"dır.

"Kimlik" meselesi bu kadar basittir. Ve artık bu meseleyi ilgili herkesin hazmedip tartışmayı kesmesinin zamanı gelmiştir.

Korkunç görüntü
Mersin'de bir grup çocuk sokağa çıkmış PKK sloganları atıyor. Polis müdahale ediyor. O sırada başka bir grup çocuk çıkıyor ve diğer çocuklara saldırıyor. Sonra da polis ikinci gruba ödül olarak "çiklet" dağıtıyor.

Bu görüntünün korkunçluğunu kavramamak Türkiye Cumhuriyeti'nin bölünmesine katkıda bulunmaktır. Kürt çocuklar gösteri yapıyor, Türk çocuklar onlara saldırıp ödüllerini alıyor!

Bu, korkunç bir iç savaş provasıdır. 200 çocuk ile yapılan dehşet verici bir prova.

Bu, birilerinin Türkiye'nin gelecek kuşağını iç savaşa hazırlama denemesidir. Bunu yapanlar ne yaptıklarının bilincinde olmayabilir. Ama "yetkili" sıfatını taşıyanlar hemen gereğini yapmak durumundadır. Yapmazlarsa onlar da en ağır derecede suç ortağı olurlar.

DİĞER YENİ YAZILAR