Bu yazıya ve bugün gazetelerde yayınlanacak birçok yazıya bakanların büyük bölümü "Yine mi Kıbrıs!" diyecek ve sayfaları çevirecek.
Bu da Denktaş ve destekçilerinin bugüne kadar yürüttükleri politikanın kazandığı başarılardan biridir. Bıkkınlık getirtecekler, tartışma yaptırmayacaklar, kimsenin meseleyi sorgulamasına izin vermeyecekler.
Bu politika 30 yıldır sürüyor. Onlar politika değiştirecekler ama bunu kimsenin tartışmasına da izin vermeyecekler. Tartışmaya kalkana "vatan haini" denilecek. Ne yaptıklarını sormaya kalkana "ver kurtul, diyor" diye saldırılacak.
Böyle 30 yıl geçirdiler. 30 yıl!.. Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında doğan ve adı "Barış" konulan çocuklar okullarını bitirdiler, askerliklerini yaptılar, çalışmaya başladılar, çocukları oldu, yakında onlar da okumaya başlayacaklar ve babaları doğduğu sırada en çok adı geçen kişilerin adlarıyla karşılaşacaklar.
Denktaş, Annan Planı'na "Ananın planı" demişti, ama Kıbrıs halkının bu planın özetini okumasına bile engel oldular.
Denktaşgiller son engelleme çalışmalarını sürdürmektedir.
Bu engellemenin aslında Rum-Yunan tarafının işine geldiğini, Türkiye'nin ve Kıbrıs Türklerinin bir kez daha açığa düşeceğini, böyle bir sonucun bütün Kıbrıs'ın Rum yönetimine kayıtsız şartsız teslim edilmesi anlamına geldiğini bile bile direniyorlar.
Denktaş ne istiyor...
Eğer Denktaş, siyasete biraz daha farklı baksaydı "benden buraya kadar" diyerek görevlerinden ayrılır ve görüşmeleri Annan Planı'na "Ananın planı" demeyen birisinin yürütmesinin yolunu açardı.
Kıbrıs'ta 1 Mayıs'a kadar uzlaşma olmaması halinde bütün kaybın Türk tarafına yazılacağını, Rum tarafının ise hiçbir şey kaybetmediği gibi, Kıbrıs Cumhuriyeti'ndeki egemenlik haklarını Türklerle paylaşmaktan kurtulacağı, Kıbrıs'ın AB üyeliği kesinleştiğinden beri söyleniyor, yazılıyor, anlatılıyor.
Denktaş, hayatının sonuna kadar sadece Türkiye tarafından tanınan KKTC'nin Cumhurbaşkanı olarak kalmak istemektedir. Bunun gerçekleşmesi yolunda gözü ne kendi halkının ne de Türk halkının kaderini görmektedir.
Eğer Denktaş, gelecek hafta New York'ta başlayacak görüşmeleri sabote etmeyi başarırsa belki ömrünün sonuna kadar "Cumhurbaşkanı" olarak kalır. Tabii tarih kitaplarına nasıl geçeceği de bellidir. Kendisi görmeyeceği için buna aldırmayabilir. Ama Türk halkı ve Kıbrıs Türk halkı "aldıracaktır".
Yine mi Kıbrıs!
Bu yazıya ve bugün gazetelerde yayınlanacak birçok yazıya bakanların büyük bölümü "Yine mi Kıbrıs!" diyecek ve sayfaları çevirecek
Haberin Devamı

