Yine mi 'düğme'?

Komplo teorilerine inanmış olanlar, bazı olayları birbirine bağlayarak ortada bir "düğme" ve "düğmeye basan" ararlar

Haberin Devamı

Komplo teorilerine inanmış olanlar, bazı olayları birbirine bağlayarak ortada bir "düğme" ve "düğmeye basan" ararlar.

Tarihe ve siyasi tarihe aşina olanlar genellikle daha yukardan baktıkları ve bütünü gördükleri için bu komplo teorilerine pek itibar etmezler.

Ama zaman zaman öyle gelişmeler oluyor ki, o soru gündeme geliveriyor: Yine birisi düğmeye mi bastı?

* Mersin'de iki küçük çocuğun Türk bayrağı yakması. İki çocuk hemen bulundu ama onlara bayrağı verip "yakın" diyen takım elbiseli adam bulunamadı...

* Trabzon'da bildiri dağıtan gençler linç edilmek üzereyken kurtuldu ama 11 kişiye açılan davanın şekli bir garipti...

* Yüzlerce yıldır, aynı gün denize haç atan Ortodoks Patriği bu kez bir grup tarafından şiddetle protesto edildi, olay çıkarmaları güçlük engellendi...

* Bir kaymakam, Orhan Pamuk'a kızdığı için kitaplarını toplattı...

* Bir başka kaymakam Nazım Hikmet'ten şiir okuyan lise öğrencisini gözaltına aldırttı...

* Üniversitede yapılacak olan "Osmanlı Ermenileri" başlıklı konferans ağır baskılar ve yalan yanlış suçlamalar nedeniyle zorunlu olarak iptal edildi...

* Eğitim-Sen Sendikası'nın kapatılması yolu açıldı...

* Türk Ceza Kanunu'ndaki haber alma özgürlüğünü engelleyen maddelerde önemli bir değişiklik yapılmadı, buna karşılık izinsiz Kuran kursu açanların hapis cezası kaldırıldı...

Asıl bölünme nerede
Bunların yanına başka olaylar da eklenebilir. Eklendikçe de "düğme" kuşkusu giderek daha fazla gündeme gelir.

* Evet, birileri "düğmeye bastı." Bunların hepsinin aynı "örgüt" içinde olmaları gerekmiyor.

Düğmeye basanlar arasında, görüldüğü gibi bürokratlar da var, radikal milliyetçiler de var, iktidar partisi mensupları da var, kendisine solcu-Atatürkçü-sosyal demokrat diyenler de var.

Bu olayları birbirine bağladığımız zaman Türkiye'deki asıl bölünme ortaya çıkıyor.

* Bir tarafta Türkiye'nin gerçekten AB standartlarında gelişmiş bir ülke olmasını isteyenler...

* Diğer yanda "mecburen" AB taraftarı gibi görünen, ama içten içe gelişmiş bir ülkeyi sindiremeyen, gelişmiş bir Türkiye'de kendi küçük iktidarlarının yok olacağından korkanlar...

Bu ikinciler aslında Avrupa Birliği'ni ve bu birliğin ileri demokrasi, liberal demokrasi düzenini istemiyorlar. İster gibi yapıyorlar. En iyi bildikleri şey bu: "Gibi yapmak"...

Gerçekten düğmeye basıldı. Ama düğmeye basanlar bir kişi veya bir örgüt değil. Onlar Ankara'da ve ülkenin her yerinde.

Ve her olay, sahte demokratların, sahte solcuların, sahte çağdaşların gerçek yüzünü, gerçek düşüncelerini, gerçek ruh hallerini ortaya koyuyor.

DİĞER YENİ YAZILAR