Bu cinayetin nedeninin bulunması için Hablemitoğlu'nun yazdıkları, savunduğu görüşler vesaire didik didik edilecek. Ve hiç kuşku yok ki bütün izler, varsayımlar bir noktada duracak.
Üç yıl önce Ahmet Taner Kışlalı öldürülmüştü. Birileri yakalandı durdu, ama bu cinayetin işlenme nedeni henüz ortaya çıkmadı.
Hâlâ Bilmiyoruz!..
Kışlalı daha yeni bir cinayet sayılır. Biraz daha eskiye gidelim:
1980 öncesinde olayların çığırından çıkmasına neden olan suikastlerden biri AP milletvekili, Hamido olarak tanınan Hamit Fendoğlu'nun bombalı mektupla öldürülmesiydi. O dönemde bombalı mektubu eylemlerinde İrlanda Cumhuriyet Ordusu IRA kullanıyordu ve Türkiye'de başka bir örneği görülmemişti.
Abdi İpekci cinayeti çözüldü mü? Bu cinayete adı karışan herkes ortalarda. Biri hapisanede, diğerleri ortada, ama bu cinayetin neden işlendiği, hangi ilişkiler zincirinin sonucu olduğunu hâlâ bilmiyoruz.
Uğur Mumcu cinayeti bütün ülkeyi sarsmıştı. Suikastte kullanılan bomba türünün "profesyonel" olduğu söylenmişti. Yıllar geçti, bu cinayeti kimlerin planladığı, kimlerin işlediği henüz ortaya çıkmadı, çıkarılamadı.
Çetin Emeç cinayeti... Yıllar geçti, yine ortada dişe dokunur bir şey yok.
Bahriye Üçok cinayeti... O da bombalı paketle öldürülmüştü. Yine ortada bir şey yok.
Prof. Muammer Aksoy evinin girişinde öldürülmüştü, ortaya çıkmış hiçbir şey yok.
Bunlara daha pek çok cinayet, bombalı suikast eklenebilir.
Daha üniversite kapısındaki bombalı katliam bile aydınlanmamış, adliyenin dosya yığınları arasında tarihin derinliklerine itilmiştir.
Aynı bataklıktayız...
Abdi İpekçi 1979 da Çetin Emeç 1990'da, Uğur Mumcu 1993'te, Ahmet Taner Kışlalı 1999'da öldürülmüştü. Bütün bu cinayetler işlendiği sırada Türkiye'de cumhurbaşkanları vardı, başbakanlar vardı, içişleri bakanları vardı. Bütün bu cinayetler "faili meçhul" kaldılar. Her cinayetin ardından o sırada yetkili olanlar, devletin en üst görevlerinde bulunanlar hemen hemen aynı açıklamaları yaptılar, aydınlatma sözü verdiler. Ama hepsi yıllardır "faili meçhul" kaldı.
Doç. Hablemitoğlu cinayeti de bu zincirin bir parçasıdır. Bu açıdan "kim ya da kimler" sorusunun ötesinde bir sonuç vardır: Ülke bir kez daha gerilecek, ruhlar kararacak; insanlar bunalacak, korkacak, birbirlerinden kuşkulanacak, gelecekten umutlarını yitirecek ve Türkiye bir bataklıkta kalmaya devam edecektir.
Bu bataklığın adı "faili meçhul cinayetler" dir. Ve Türkiye dışardan bakıldığı zaman hâlâ "faili meçhul siyasi cinayetlerin ülkesi" olarak görülmeye devam edecektir.
Türkiye'nin bir üst lige geçmek için uğraştığı günlerde böyle bir cinayetin amacının ne olduğunu anlamak zor değil.
Yine mi!
Ankara'da bir öğretim üyesinin öldürüldüğünü duyan milyonlarca insanın ilk tepkisi herhalde "Yeni mi!" demek olmuştur.
Haberin Devamı

