Haberin Devamı
Geçenlerde Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Ali Babacan hatırlattı. Nüfusumuz her yıl 800 bin artıyormuş. Önce şuna dikkati çekelim, nüfus artışları gelişmiş ülkelerde “binde” oranıyla anlatılır, bizde ise bu durumda “yüzde” oranıyla anlatılmak zorunda...
Yaklaşık 1 milyon 200 bin doğum ve yaklaşık 400 bin ölümün ardından yılda 800 bin kişilik nüfus artışı bu ülkeyi yönetenlere çok büyük yükümlülükler getiriyor.
Bu 800 bin kişi her yıl su kullanacak, okula gidecek, iş isteyecek, aş isteyecek, yol isteyecek, trafik tıkanıklığı istemeyecek, iş ve aş peşinde kendisini büyük şehre atmanın yollarını arayacak.
Genç nüfusla övünmek kolay, ama o genç nüfusun eğitim düzeyinin sürekli düşmesini, işsizliğin artmasını gizlemek şartıyla.
Türkiye’yi yöneten hemen bütün siyasi iktidarlar böyle bir nüfus artışını olumlu gördüler; Süleyman Demirel ve Turgut Özal dahil. Halen Başbakan olan Tayyip Erdoğan da “her aileye üç çocuk” önerisiyle onlara katıldı.
Nüfus meselesindeki bu bakışın kökeninde belli bir “dini” yaklaşım da bulunuyor. Bu yaklaşımın içinde “canlının öldürülmemesi” var ama nüfus denetimi, yani canlının öldürülmesini gereksiz kılacak tedbirler yok. Çok fazla genç askere ihtiyaç duyulan çağlarda “din sınıfı” çok sayıda çocuk yapılması için çalışırdı. O çağlar çok geride kalmış olmasına rağmen bu bakış, “Allah rızkıyla birlikte verir” sözüyle hayatta kaldı. Biraz etrafa göz atmak, sokaklara bakmak, gecekondu bölgelerindeki çocukları izlemek, o rızkın her zaman gelmediğini anlamaya yeter.
Hızlı nüfus artışının yaratacağı sorunları, ülkenin geleceği üzerine düşünenler, daha 60’lı yıllarda gördü ama siyasiler görmemekte ısrara devam ediyor. Nüfus planlaması için yola çıkan sivil toplum kuruluşlarının da epeydir sesi çıkmıyor.
Haklı olarak onlar da sonuç alamamaktan yoruldu.
“Her aile üç çocuk yapsın” diyenler rakam okumaya biraz daha zaman ayırsalar, belki bu gidişin sonuçlarını görebilirler.
Yıllık iznimin bir bölümünü daha kullanacağım. Bu sürede Fransa’daki “Türk Mevsimi” faaliyetleri içinde yer alan iki tartışmalı toplantıya katılacağım. Haftaya görüşmek üzere sağlıcakla kalın.

