Bir yılan kendine ait diye bellediği geniş bir alanda her gelen geçeni korkutmakta, ısırmaktaymış.
Zaman zaman insanlar bu yılandan kurtulmaya, onu öldürmeye çalışır, ancak yılan her seferinde kurtulmayı başarırmış.
Sonunda çevrede oturan insanlar bu yılandan iyice yılmışlar, o bölgedeki en bilge kişiye gitmişler. Yılanın yaptıklarını söylemişler, acımasızlığından yakınmışlar.
Bu yılanın korkusundan hiç kimsenin rahat dolaşamadığını anlatmışlar.
Bilge, insanların anlattıklarını dinledikten sonra yılanın yaşadığı yöreye gitmiş. Oturmuş, beklemeye başlamış. Biraz sonra yılan bir çalının ardından çıkmış ve hafifçe bilgeye sokulmuş. Bilge ise hiç kımıldamadan durmuş, yılanın biraz daha güven kazanmasını beklemiş. Sakinleştiğini hissedince de yavaş yavaş ve yumuşak bir sesle konuşmaya başlamış.
Bilgenin yılana anlattığı şuymuş:
Bu dünyada yaşamak için, beslenmek için bu kadar şiddet kullanmaya gerek yoktur, insanlara saldırmadan da yaşanabilir, yiyecek bulunabilir... Şiddetin kötülüklerini de anlatmış bilge, canlı öldürmenin en büyük suç olduğunu söylemiş.
Bilge güzel güzel anlatıyor, yılan da onu can kulağıyla dinliyormuş. Sonunda yılan bilgenin anlattıklarından çok etkilendiğini, bundan böyle bambaşka bir yılan olacağını söylemiş. Yılan yuvasına dönmüş, bilge de köyüne...
Yılan gerçekten sözünü tutmuş. Kendi bölgesinde sakin sakin geziyor, insanlara saldırmıyormuş. Ancak onun bu halini gören ve kendilerine güven gelen insanların havası değişmeye başlamış. Kimi geçerken taş atıyor, kimi tekme sallıyormuş.
Çocuklar da ellerine birer değnek alıp çalıların arasında yılanı kovalamayı günlük eğlence haline getirmişler.
Nihayet, sürekli dayak yemekten her tarafı yara bere içinde kalmış olan yılan bu duruma daha fazla dayanamayacağını anlamış ve o bilge kişiye gitmeye karar vermiş.
Gitmiş, sızlanarak durumunu anlatmış:
"Bana her söylediğini yaptım. Hırsızlığı bıraktım, kimseyi öldürmedim, bambaşka bir yılan oldum. Artık insanlar, hatta çocuklar benden korkmuyor, sürekli beni dövüyorlar. Sence şimdi ben ne yapmalıyım?"
"Çok basit" demiş bilge, "Ben sana insanları sebepsiz yere öldürme, gelen geçen saldırma dedim...
Tıslama, üzerlerine hamle yapma demedim."
Aptalın birinin eşeğini kıyasıya dövdüğünü gören bir bilge araya girdi: "Kendine gel oğlum, kendine gel... Şiddete başvuranlar eninde sonunda şiddetle karşılık görürler..."
"Ben de eşeğe bunu öğretmeye çalışıyorum" demiş aptal dayağa ara vermeden, "Lanet hayvan az önce bana çifte attı..."
Bilge kişi uzaklaşırken düşünmüş:
"Bir aptalın hayat felsefesi kuşkusuz derin ve gerçekçi olamaz, sadece bunu dile getiriş biçimleri çok etkileyici..."
Yılanın yılanlığı
Bir yılan kendine ait diye bellediği geniş bir alanda her gelen geçeni korkutmakta, ısırmaktaymış. Zaman zaman insanlar bu yılandan kurtulmaya, onu öldürmeye çalışır, ancak yılan her seferinde kurtulmayı başarırmış.
Haberin Devamı

