CHP ile ilgili yazdığımız her satıra çok ağır tepkiler gösterilmesine, her eleştirimizin “AKP yanlısı tavır” gibi görülmesine alıştık. Ama duygularla gerçekler ne kadar karıştırılırsa karıştırılsın, CHP bu durumuyla “ikinci” kalmaya, hatta daha farklı bir konjonktürde “üçüncü” olmaya mahkûm görünüyor.
Bunu biz bir süredir söylüyoruz, bu kez CHP’ye oy verenler de en açık şekilde ifade etmiş. A&G’nin Milliyet için yaptığı son araştırmada, CHP’ye oy verenlerin yüzde 81’i, CHP’nin değişime ihtiyacı olduğunu söylüyor.
Bu çok açık bir talep ve CHP’nin mevcut yapısıyla iktidara gelmesi, gelirse de iyi bir iktidar olması ihtimalinin bulunmadığına ilişkin kanaati gösteriyor.
CHP’ye oy verenlerin CHP’nin iktidar olacağına inanmıyor oluşu, oylarını “ehven-i şer” mantığıyla kullandıkları anlamına geliyor. Ve bunda CHP’lilikten çok AKP karşıtlığının etkili olduğu da söylenebilir.
CHP seçmeni yeni bir CHP istiyor. Onlara “nasıl bir CHP” diye sorulmamış. Ama “yenilenme ve değişim” denildiğine göre CHP’nin bugünkü politikalarında esaslı bir farklılık beklendiği ortada.
CHP’nin asker-sivil ilişkileri konusundaki tavrının kendi seçmeninde ne tür tepkilerle karşılandığı bilinmiyor, ama değişim isteyen bir kitlenin bu gelişmeleri de yakından izlediği bellidir...
Aynı araştırmada CHP seçmeninin yüzde 54,6’sının, AKP seçmeninin de yüzde 31,5’inin “yeni bir partiye ihtiyaç var” demesi, yenilenme beklentisinin CHP ile sınırlı olmadığını gösteriyor.
Bu beklentiye yine CHP açısından bakılırsa, CHP’nin hâlihazırdaki seçmeninin yarısının yeni bir sosyal demokrat partiye yönelmeye hazır olduğu sonucu çıkarılabilir.
AKP seçmeninin üçte birinin de yeni bir partiye sıcak bakması, bu partinin taban oyunun yüzde 25 dolayına düştüğünü gösteriyor.
Bu parti, yine alternatifi olmaması sayesinde yüzde 40’a yakın bir oy potansiyeline sahip görünüyor.
Hem CHP’ye oy verenlerin hem de AKP’ye oy verenlerin önemli bir bölümü yenilenme ve değişim ihtiyacı hissediyorsa, bu durum bir şekilde sandığa yansır.
1989 yerel, 1991 genel seçimleriyle 1999 ve 2002 seçimlerinde seçmen “değişim” isteğini sandığa tereddütsüz yansıtmıştı. O yıllarda bu dalgayı göremeyenler için seçim sonuçları “sürpriz” olmuştu. Oysa seçmen bütün o seçimlerden önce “işaret” vermiş, siyasilerse işareti görmemişti. Seçmen yine işaret veriyor.

