Yeni sorunumuz Vahdettin

Tartışmayı Bülent Ecevit başlattı. Son padişah Vahdettin'in bir hain olmadığını söyledi. Ve gürültü koptu. İlber Ortaylı'ya göre de Vahdettin hiçbir "ihanet" eyleminde bulunmamış, yanında mal ve para kaçırmamıştı

Haberin Devamı

Tartışmayı Bülent Ecevit başlattı. Son padişah Vahdettin'in bir hain olmadığını söyledi. Ve gürültü koptu. İlber Ortaylı'ya göre de Vahdettin hiçbir "ihanet" eyleminde bulunmamış, yanında mal ve para kaçırmamıştı.

Sorunun özeti bu. Bugüne kadar "resmi" söylemde ilkokuldan başlayarak hep son padişahın "hain" olduğu anlatılmıştır. Bu anlatım lisede de, üniversitede de değişmez. Bunun bir "resmi tarihçi tutum" olduğunu bilenler de sonuçta meseleyi fazla sorun etmemişti.

* "Resmi tarih" bazı durumlarda önemli tarihsel dönüşümlerin geniş kitlelere anlatılması ve yeni döneme alıştırılmaları için gerekli olabilir. Uzun açıklamalara ulaşamayacak olan geniş kitleye basit, kolay algılanabilir formüllerle değişim anlatılabilir. Nitekim Türkiye Cumhuriyeti kurulurken, padişahlığın kaldırılmasını açıklamak için belirli basit dayanaklar gerekliydi. Ve bunun gereği de yapıldı.

* Vahdettin ile ilgili tartışma aradan onca zaman geçmesine rağmen "resmi tarih" etkisini kabullenerek "rahat" etmeyi, düşünmemeyi, öğrenmemeyi seçenlerin çokluğunu gösteriyor.

Bilgiden mi korkuyoruz?
Her tarihi olayı, her tarihi kişiyi ağır bir milliyetçi üslupla en kestirmesinden yorumlayarak tartışmanın nedeni ne yazık ki bizdeki tarih bilgisinin sığlığından kaynaklanıyor.

Yıllarca kulaklara fısıldananın dışında herhangi bir görüşün ortaya atılması rahat yaşamayı, az düşünmeyi seçmiş olanların isyanına yol açıyor.

* İnsanlığı ileriye götüren, sürekli olarak "doğru bilinenlerin" yerini başka, yeni doğruların almasıdır. Bilgi toplumu yerleştikçe yeni bilgiler eskilerini kovar.

Türk toplumunun önemli kesimi hâlâ böyle bir zihniyet değişimine hazır değil. Ortaya atılan her yeni görüşe karşı anında "ayaklanma" başlatılıyor. Ama bir başka davranış da gösterilebilir; o da, her yeni görüş karşısında önce "Durun bakalım, bu adamı bir dinleyelim" demektir.

Vahdettin tartışması yapılmalıdır. Abdülhamit tartışması da yapılmalıdır. Abdülhamit'in de tek bir yönü olmadığını insanlar öğrenmelidir.

Bu tartışmaların her biri, ülkemizde tarih eğitiminin durumunu da gösteriyor.

* Kendi tarihimizi birkaç "formülle" öğrettiğimiz yeni kuşaklar, tarih bilgisi ve bilinci fukarası olarak yetişecektir. O zaman da 85 yıl sonra bile Vahdettin'i doğru dürüst tartışamayız, öğrenemeyiz. Şu andaki durumumuz budur ve her tarihi olayda bu durumumuz önemli bir zaaf olarak ortaya çıkıyor.

DİĞER YENİ YAZILAR