Avrupa Birliği komisyonunun raporundaki bazı ifadeler ve Fransa'da süren Türkiye tartışmaları, bizde yeni moda bir milliyetçilik yarattı.
Bu yeni milliyetçiler, Avrupa Birliği'ne ilkel tepkiler ve korkularla karşı olan daha öncekilerden farklı. Seslerini duyuranlar, genellikle AB yanlısı görünmüş ya da faaliyet yapmış olan kişiler.
* Örneğin eski başbakanlardan Mesut Yılmaz, çeşitli vesilelerle AB'ye nasıl "sert davranılması" gerektiği konusunda dersler veriyor.
Herhalde bekledikleri, AB'nin kollarını en geniş şekilde açarak "Ne olur Türkiye gelsin!" diye ağlamasıydı.
Bu yeni moda milliyetçilerin unuttukları mesele, sadece Fransa'da değil bütün AB ülkelerindeki Türkiye'nin birliğe tam üye olmasını istemeyen siyasi çevrelerin gücüdür.
Ve bunların bir bölümü, "görüşmeler başlasın, nasıl olsa Türkiye bundan sonrasına uyamaz, böylece konu kapanır" taktiğini benimsemiştir.
* Yeni moda milliyetçilerin unuttukları bir başka nokta, Türkiye'nin tam yumurta kapıya gelmişken yaptığı "zina" tartışmasıdır.
* Yine unutmaktadırlar ki, yeni ceza kanununda "milli yararlara aykırı hareket" maddesinin gerekçesinde bu fiile örnek olarak "Kıbrıs'tan asker çekilsin" ve "1915'te Ermeni kıyımı olmuştur" sözlerini söylemek gösterilmiştir.
Hangi Türkiye?
* Bu yeni milliyetçiler unutuyorlar ki yeni ceza kanununun çevre korumasıyla ilgili maddelerinin uygulanması anlaşılmaz bir şekilde ertelenmiştir.
Bu yeni moda milliyetçiler gazete de okumadıkları için görmüyorlar ki, devletin içindeki çete uzantıları en üst düzeylere kadar gitmektedir.
* Bu yeni milliyetçiler, 1963 Ankara Anlaşması uyarınca Türkiye'nin AB üyeliğinin sorun gibi görülmemesi gerektiğini, bu anlaşmanın AB açısından yeterli taahhüt olduğunu belirtiyorlar. Bu doğrudur. Ama 1963'teki Türkiye, büyük nüfus patlamasını yaşamamış, Avrupa ülkelerine kıyasla fazla geride kalmamış, radikal İslamcı hareketlerin olmadığı, büyük şehirlerin henüz gecekondu işgaline uğramadığı bir Türkiye idi.
* Unutuyorlar ki, bu 40 yıl boyunca Türkiye, Avrupa'nın hayatın bütün alanlarında sağladığı ilerlemeleri sağlamak bir yana, sürekli olarak daha geriye düşmüştür.
Kendilerini "liberal", "demokrat", "solcu" vs. sıfatlar takan bu yeni moda milliyetçiler Türkiye'nin tartışılmasından tedirgin oluyorlar.
* Onlar kendilerine bu sıfatları takarak dünyadaki bütün ülkelerle ilgili yorum hakkına sahip olacaklar, ama başkaları onların ülkeleri hakkında yorum yapamayacak..
Bu yeni moda milliyetçilik, aslında siyasi ve sosyal kültürümüzün zayıflığının ve eski takıntılarımızdan kurtulmamızın ne kadar güç olduğunun da yeni bir kanıtı olmuştur.
Yeni moda milliyetçilik
Avrupa Birliği komisyonunun raporundaki bazı ifadeler ve Fransa'da süren Türkiye tartışmaları, bizde yeni moda bir milliyetçilik yarattı
Haberin Devamı

