Başbakan Erdoğan, cumhurbaşkanı seçiminde uzlaşma aramamakla yanlış yaptığını kabul etti. Yeni Meclis’in oluşmasından sonra elinde bir listeyle kapı kapı dolaşıp uzlaşma arayacağını ilan etti.
CHP Genel Başkanı Baykal’ın buna cevabı “elinde listeyle gelmesi de bir dayatmadır, kabul etmeyiz” oldu.
Erdoğan’ın son çıkışı, iki ay önce Türkiye’yi siyasi krize götüren tavrından çok farklıdır. Yeni bir kriz olmaması için uzlaşma arayacağını söylemesi hem bir özeleştiridir hem de geri adımdır.
CHP Genel Başkanı’nın cevabı ise yeni bir uzlaşmama işaretidir. Baykal’ın sözlerini yorumladığımızda, istediği şöyle bir durum: Erdoğan Baykal’a gelir, “ne diyorsun bir ismin var mı” diye sorar, Baykal bazı isimler söyler, bunlar üzerinde tartışırlar ve bir uzlaşmaya varırlar. Eğer uzlaşma olmazsa tartıştıkları isimleri bir torbaya atıp çekiliş yaparlar, talihli aday böylece ortaya çıkar.
AKP’nin seçimden birinci parti çıkacağı, Meclis’te en fazla sayıda milletvekiline sahip olacağı kesin görünüyor. Dolayısıyla yeni hükümeti kurma görevi Erdoğan’a verilecek ve nasıl bir hükümet kurulursa kurulsun, güvenoyu aldığında mesele bitecektir. Yeni başbakanın Meclis’in kendi başkanını seçtikten sonra yapmak zorunda olduğu ilk iş olan cumhurbaşkanı seçiminde inisiyatif sahibi olmasında garip bir durum yoktur.
Baykal’ın son sözleri ise yeni başbakanın bu inisiyatife sahip olmasını bile kabul etmediği anlamına geliyor.
Baykal’ın “uzlaşırım ama elinde listeyle gelmezsen” demesi pratikte yeri olamayacak bir eşit söz hakkı talebidir ve sandıktan çıkmış bir başbakanın bunu kabul etmesini beklemek de demokrasiye hakarettir.
Baykal’ın bu tavrını sürdürmesi her durumda kriz çıkacağı anlamına geliyor. Çünkü Baykal, Erdoğan’ın önerilerini kabul etmeyeceğini baştan ilan etmiş oluyor.
Böylece ortada şu seçenekler kalıyor:
CHP ve diğer muhalefet partileri yine cumhurbaşkanı seçimi oturumuna girmez, 367 katılım sağlanamaz ve yine seçime gidilir.
CHP Meclis’e giren diğer parti ya da partilerle anlaşarak AKP’nin adayının karşısına başka bir aday çıkarır ama dördüncü turda yine AKP’nin adayı cumhurbaşkanı seçilir. Bu durumda da CHP ve diğer muhalefet partileri yeni cumhurbaşkanının azınlığı temsil ettiğini söyleyerek gürültü çıkarır.
Bir başka seçenek de AKP’nin DTP’li milletvekillerinin desteğiyle cumhurbaşkanı seçmesidir ki, bu durumda da yeni cumhurbaşkanı muhalefet tarafından “bölücülerin desteğiyle seçilmiştir, güvenmiyoruz” sesleriyle saldırıya uğrayacaktır.
Erdoğan’ın attığı geri adım Baykal’a yetmemiştir ve böylece yeni krizin temellerini sağlam biçimde atmıştır.

