Tayyip Erdoğan'ın Roma'da Avrupa Anayasası için attığı imza "yeni bir hayat" için atılmış en önemli irade beyanıdır.
Bu anayasa, getirdiği yeniliklerle ilgili olarak Avrupa'da uzun süredir ayrıntılı olarak tartışılıyor. Biz ise bu anayasa olayına, her zamanki gibi, çok uzağımızda gördüğümüz için fazla ilgi göstermedik.
Ama işte Başbakan Erdoğan, Türkiye Cumhuriyeti adına bu anayasayı imzaladı.
* Avrupa Anayasası'nın en temel özelliği bugüne kadar ulaşılmış en geniş özgürlükler alanını güvence altına almasıdır. Bu, şu demek: AB üyesi herhangi bir ülke "benim özel koşullarım var, bu yüzden ben şu şu özgürlükleri daraltmak durumundayım" diyemeyecektir.
* Bu anayasa ile bir tür "Avrupa hükümeti" getirilmekte ve Avrupa Parlamentosu bugünkü kısıtlı-işlevli durumundan çıkarılarak gerçek bir parlamentoya dönüştürülmektedir.
* Kabul eden bütün ülkeler, tıpkı kendi anayasaları gibi Avrupa Anayasası'na da tam "itaat"le yükümlüdürler. Dolayısıyla üye ülkelerin anayasaları, Avrupa Anayasası ile tam bir uyum halinde olacaktır. Bu, demokrasinin kökleştiği ülkeler için değil ama, bizim gibi "geçiş sorunları" yaşayan ülkeler için bazı sıkıntılar yaratacaktır.
Örneğin, bizde Başbakanlık İnsan Hakları Komisyonu raporu üzerine yapılan tartışmalar bu anayasa ile bitmiştir. Önce "devletin dili" olmayacaktır, "devletin desmi dili" olacaktır. "Azınlıklar" konusunda koparılan gürültü de bu anayasaya atılan imza ile sona ermiştir. Kendisini yaşadığı ülkede "azınlık" olarak hisseden herkes azınlıktır ve bu konumu dolayısıyla hiçbir ayırıma tâbi tutulamayacaktır. "Ben azınlığım" diyene "sen azınlık değilsin" diyen, bundan böyle Avrupa Anayasası'nın getirdiği temel haklara karşı çıkıyor demektir.
Kaderin cilvesi...
Bu anayasa ile bize yeni bir başka "sorun" daha gelmektedir. Biz henüz "Türki", "Türkiyeli", "üst kimlik-alt kimlik" gibi kavramları tam anlamış ve öğrenmiş değilken bunların üzerine bir de "Avrupa vatandaşlığı" kimliği gelmektedir. Bazılarının bunun içinden çıkmaları oldukça zor olacaktır.
Tayyip Erdoğan, ülkemizi sarmış bunca örümcek ağına aldırmadan Avrupa Anayasası için imza atmıştır. Hem de Hıristiyanlık tarihindeki en önemli papaların heykellerinin bakışları altında. Bu adımı atmak, bu imza için bu cesareti göstermek, siyasal İslam kökenli bir partinin liderine, faizin haram olmasının mümkün olmadığını yeni öğrenmiş bir siyasiye düşmüştür.
Buna "kaderin cilvesi" denir.
Onca "laik", "batıcı", "demokrat" vb. isimlerle anılmaktan hoşlanan siyasinin yapamadığını Erdoğan yapmıştır.
* Tabii bu imzanın devamını getirmek onun görevidir. Bu yolda atılacak her adımı desteklemek de gerçek ilerici, aydın, Atatürkçü, laik, demokratların görevidir.
Yeni hayat
Tayyip Erdoğan'ın Roma'da Avrupa Anayasası için attığı imza "yeni bir hayat" için atılmış en önemli irade beyanıdır
Haberin Devamı

