Adaylar arasındaki en katı İslamcı, İran'ın yeni Cumhurbaşkanı oldu. Üstelik aldığı oy oranı yüzde 60'in üzerinde.
İran'ın yeni lideri, çeyrek yüzyıl önce gerçekleşen "İslam Devrimi"nin ilkelerine her alanda dönüşü öngören bir siyaset izleyeceğini söylüyor. Siyasi hayatında da bu görüşün temsilcisi ve uygulayıcısı olarak "temayüz" etmişti.
Bu gelişme, sadece İran'ın "iç" politikasını ve yönetimini ilgilendiren bir gelişme değildir. Çünkü günümüz dünyasında "iç" kavramı da değişti.
İran İslam Devrimi'nin temel anlayışlarından biri, "İslam tarafından kurtarılmış olan topraktan devrim ihracı için çalışılması" olmuştur.
ABD'nin tekrar "baş düşman" rolüne getirildiği bir İran'ın komşularına dönük siyasetlerine de bu anlayışın damgasını vurması kaçınılmazdır.
Başka bir deyişle, İran Irak'taki direnişe destek olacaktır, Suriye ile ABD arasındaki gerilimde Suriye'ye destek olacaktır ve Batı ile ilişkileri iyi olan Türkiye'ye "düşman" olacaktır.
Bu "düşmanlığın" derecesini ve pratikte alacağı yönleri de diğer bölgesel ve uluslararası gelişmeler belirleyecektir.
Ancak kesin olan, Türkiye'nin kaçınılmaz olarak Doğu'dan rahatsız edileceğidir. İran'daki İslamcı yönetim daha önce bu amaçla hem radikal İslamcı örgütleri destekledi hem de PKK'yı kullanmak istedi. Geçen 25 yılda yaşanmış gerilimleri hatırlamalıyız. Bunların arasında Atatürkçü bilinen etkili isimlere yönelik suikastler ve cinayetlerin bulunduğuna ilişkin güçlü kuşkular henüz ortadan kalkmadı.
Türkiye'nin işi zor
Irak'ın kısa dönemde sakinleşmesi söz konusu değil. Sakinleşmek bir yana, savaşın daha da tırmanacağının işaretleri görülüyor. İran'ın desteğiyle daha anti-Amerikan tavırlar alacak olan Iraklı Şii toplumunun da bu tırmanıştaki etkisi artacaktır.
Lübnan Suriye'nin elinden "kurtarılmıştır" ama Suriye de aynı yönetim de yerli yerindedir ve Amerikan yönetimi ile en küçük bir yumuşama işareti görülmüyor.
Bu üç ülke Türkiye'nin doğusundaki ve güneyindeki üç komşusudur. Her üçü de Amerikan yönetiminin "hedefi" durumundadır. Ve üçünün içinde bulunduğu durum Türkiye'yi yakından etkiliyor.
Amerikan yönetiminin, adına ne denilirse denilsin Ortadoğu politikalarının sonucu bu tablodur. Bush yönetiminin bilinen politikaları sürdükçe de yangın büyümekte ve Türkiye'yi giderek daha fazla etkilemektedir.
İran'da yaşanan ikinci İslam devriminin sandık aracılığıyla gerçekleşmiş olması ise gelecekte yaşanacak sorunları azaltacak değil tam tersine artıracak bir unsurdur. İran'daki yeni yönetim bu sandık desteğinden daha fazla güç için yararlanacaktır.
Bush yönetiminin politikalarının sonuçları Türkiye açısından hep "zarar" ve "sorun" hanesine yazılıyor. Yakın dönemde de bu durum değişmeyecek.
Türkiye'nin bu kıskaçtan sıyrılması ve doğusundaki yangından etkilenmemesi için yine büyük bir siyasi ustalık gerekiyor.
Yeni bir sorun...
Adaylar arasındaki en katı İslamcı, İran'ın yeni Cumhurbaşkanı oldu. Üstelik aldığı oy oranı yüzde 60'in üzerinde
Haberin Devamı

