Haberin Devamı
AKP de kendisini hiç kandırmasın, siyasetin kirliliği konusunda dünyanın hakkımızda verdiği hüküm değişmemiştir. Ülkemiz maalesef dünyanın yolsuzluklar açısından en kirli ülkelerinden biri olarak görülüyor.
İstanbul gibi bir şehrin tabii ki taşı toprağı altındır, her köşesi bir nemalanma imkânı verir.
Nema düzenini de siyaset yönetir ve siyaset böylece tepeden aşağıya, parti farkı gözetmeden kirlenir.
Türkiye’de merkezi yönetim çok güçlüdür, siyasi iktidarlar istediklerini zengin edebilir, istediklerini batırabilirler. Kendilerine bağlı yeni zenginler grubu yaratır ve her türlü nemanın bu grup içinde kalmasını, paranın bu çevrede dönmesini sağlayabilirler.
Gelişmiş dünyanın siyasi ahlak ölçülerine göre bu düzen tümüyle “kirli” dir.
Gelişmiş dünya bu yüzden, ülkenin başbakanının damadının başında olduğu şirketin devletle iş yapmasını bile “kirlilik” olarak görür.
Toplum olarak bunları öyle kanıksadık ki, gözümüzün önünde olan bitenleri umursamıyor, yasaları zorlayarak nemalanan siyasetçilere bile oy veriyoruz.
Türk siyasetinin tepesindekilerin
“ayıp” noktasını aşmaları toplumun tümünde neredeyse sınırsız boyutlarda çürümeye yol açar.
Ülkenin en sorumlu mevkilerinde bulunanlar, en yakınlarının her türlü ticari işin içinden çıkmasından rahatsız olmadığında, onların yönetmek ve denetlemekle yükümlü olduğu vatandaşlar da bu sistemden kendi paylarını almak ister.
Bu paylaşıma, siyasi iktidarı denetlemekle yükümlü olanların katılmasıyla da en büyük güvence sağlanmış olur. Çeşitli belediyelerde, meclislerin bütün partilerin ittifakıyla büyük çıkarlar sağlayan kararlar aldıklarının yüzlerce örneği bulunmaktadır.
Aslında bütün vatandaşların bu sistemi bilmelerine rağmen oylarını yine gidip bu partilere vermelerinin nedeni de “kim gelse aynısını yapacak” inancıdır.
“Hiç olmazsa bunların karnı biraz doydu, gelen tam aç gelecek” ya da “yesinler ama iş de yapsınlar” gibi “pratik mantık” ları bu değişmezlik inancı yaratmıştır.
Siyasetle ticareti aynı anda yapmaya sıvanmış kadrolar; karşılarında bir seçenek, gerçek siyasi ahlakın savunucusu olan bir seçenek de yoksa, meydan tümüyle onlara kalmış demektir.
Bu gerçeği biz de biliyoruz, dünya da biliyor.

