Geçen pazar günü, Ertuğrul Özkök’ün bir yazısı üzerine bu köşede bir düzeltme yer aldı. Özkök, Ergenekon’la ilgili bir fikir beyan ederken, Ergenekon sanığı İlhan Selçuk’un sahibi olduğu, Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay olan Cumhuriyet Gazetesi’nin, Kürt köylülere dışkı yedirme olayını ortaya çıkardığını yazmıştı.
Selçuk ve Balbay’ın Ergenekon sanığı olmaları dolayısıyla Özkök, kendisini dinleyenlere ve okuyanlara bir mesaj vermek istemişti.
Bizim yazdığımız “düzeltme” dışkı yedirme olayının ortaya çıktığı tarihte İlhan Selçuk’un Cumhuriyet’in yönetiminde olmadığı, Mustafa Balbay’ın da o tarihte İzmir’de muhabir olduğuydu.
Dolayısıyla Özkök, hafızasına güvenerek yanlış bir mesaj vermişti. Biz bunu yazdık. Aynı yazının içinde, İlhan Selçuk’un bu konuyla ilgili olarak o günlerde bir yazı yazdığını “hatırlamadığımızı” söyledik, “yazmadı” demedik “hatırlamıyoruz” dedik, o günlerde orada olan birkaç kişiye sorduğumuzu, onların da hatırlamadığını ekledik.
Neyse ki kesin konuşmamış, sadece “hatırlamıyoruz” demişiz.
Bu yazıdan iki gün sonra, salı günkü Cumhuriyet’te Hikmet Çetinkaya, İlhan Selçuk’un o tarihte konuyla ilgili bir yazı yazdığını belirtmiş.
Hikmet Çetinkaya yazısının başlığını “İlhan Selçuk’tan özür dile Okay!” koymuş. Buna gerek yoktu, biz yanlış yaptığımız zaman özür dileriz, İlhan Selçuk’tan özür dilememiz için de bunu Çetinkaya’nın istemesi gerekmiyordu.
Kullandığımız cümle aynen şudur: “Ayrıca hafızamıza güvenmeyip o dönemde orada olan birkaç kişiye sorduk, kimse İlhan Selçuk’un bu dışkı yedirme olayıyla ilgili bir yazı yazdığını hatırlamıyor.”
Hikmet Çetinkaya’nın aktardığı cümle şu: “Cumhuriyet’te çalışan hiç kimse İlhan Selçuk’un dışkı olayıyla ilgili yazı yazdığını hatırlamıyor.”
Yazılan ve uydurulan cümleler arasındaki anlam farkını herhalde Türkçe bilen herkes görecektir. Çetinkaya neden benim cümlemi değiştirmek ihtiyacı hissetmiş? Ona da cevap vermelidir.
Gerçi bu arkadaşlar İlhan Selçuk’un yazısını bulmakta zorluk çekmişler. Yazımız pazar günü çıktı; o gün bulmuş olsalardı cevabı pazartesi günü verirlerdi, salı günü vermişler, yazıyı bulmaları kolay olmamış. Bulunca çok sevinmişlerdir, ya bulamasalardı, “haklısın Okay” diye bir yazı yazarlar mıydı?
Gazete köşelerinde insanların birbirlerine “sen” diye hitap etmelerinin ne anlama geldiğini de biliyoruz. Bu yazıyı kaleme alan eski arkadaş yazısının içinde “Okay kuyruk acısı 18 yıldır geçmediği için yapıyor bunu” demiş... “Kuyruk acısı” deyimini 19 yıl önce bizzat İlhan Selçuk’un beni “yönetim kurulu kararıyla kovmuş olması” nedeniyle kullandığını da anlıyoruz. Ama “kuyruk acısı” kavramını kullanması bile kullanan kişinin, yazımı tahrif de etmesiyle “tıynet” ini göstermiyor mu? (Gençler “tıynet” kelimesinin anlamı için sözlüğe bakabilir.)
Bu eski arkadaşın bu kadar heyecanla ve “sen” diye hitap ederek cevap yazmış olmasının, “kuyruk acısı” demesinin nedeni sakın birkaç yıl önce İlhan Selçuk tarafından yönetimden uzaklaştırıldığı sırada yazdığı ve “İlhan Ağabey’i” için ağır suçlamalar içeren mektubu olmasın? Neyse; bu onun bileceği iş, aynaya baktığında kendisi hakkındaki hislerini de belki bu sayede gözden geçirir.
Şunu belirtmek gerekiyor ki, İlhan Selçuk’un tebliğ ettiği yönetim kurulu kararında görevime son verilmesinin nedeni olarak Cumhuriyet’i tehlikeye düşürecek bir tiraj kaybı gösteriliyordu. O yazı herhalde Cumhuriyet’in arşivinde vardır. O yazıda belirtilen tirajı açıklasınlar, Cumhuriyet’in bugünkü tirajını ve satışını da eklesinler. O yönetim kurulu kararına göre kaç kere işten atılmış olmaları gerektiğini göreceklerdir.
Bu arada gazetenin yönetimiyle ilgili konulara girmiş olduğumuza göre; Cumhuriyet’in kendi okurlarına açıklamakla yükümlü olduğu başka meseleler de var. Bunlardan biri aradan geçen 19 yıl içinde Cumhuriyet ve bağlı şirketlerin kimlerden sermaye sağladığı, bu hissedarların sonra ne olduğu, şu anda bu şirketlere kimlerin ortak göründüğüdür.
Mustafa Balbay’ın Jandarma Genel Komutanlığı’nda “maddi destek” istediği toplantının belgesi de Ergenekon dosyasında olduğuna göre, dava sürecinde bu mesele biraz açıklığa kavuşur.
Başta söylediğimizi tekrar ederek bitirelim: İlhan Selçuk’un “dışkı yedirme” olayıyla ilgili yazı yazdığını hatırlamadığımız için İlhan Selçuk’tan ve bütün okurlardan özür dileriz.
Not: Hikmet Çetinkaya’nın yazısına bugün yanıt vermemizin nedeni, geçen hafta başından beri yurt dışında bulunuyor oluşumuzdur. Yazıyı önceki akşam döndükten sonra gördük ve hemen yanıtladık. Çetinkaya’nın yazısı nedeniyle cevap talep edenler ya da tepki gösterenler, demek ki geçtiğimiz hafta boyunca yazılarımızı yurt dışından gönderdiğimizi fark etmemişler.

