Yazık Amerikalılara

Bunca işleri, dünyayla ilgili sorunları arasında Amerikalılar bir de "medya şoku"na uğradılar. Şokun nedeni birkaç gündür bizim gazetelerde de yer alıyor

Haberin Devamı

Bunca işleri, dünyayla ilgili sorunları arasında Amerikalılar bir de "medya şoku"na uğradılar. Şokun nedeni birkaç gündür bizim gazetelerde de yer alıyor. The New York Times'in genç bir muhabiri 4 yıldır yazdığı onlarca haberi uydurmuş... Öyle bir şok ki Newsweek dergisi bu gazeteciyi kapak konusu yaptı, uzun araştırmalarla Jayson Blair adlı bu kişinin bütün hayatı didik didik edildi. Gerçekten az buz bir şok değil. Koskoca New York Times'da onlarca yalan haber çıkmış!

Geç kaldılar diye!
Bu durumu biraz gecikmeli de olsa tespit eden The New York Times yönetimi, kendisini sıkıntıya, bütün Amerikalıları da şoka sokacak büyük bir yanlış yaptı. Kimsenin Jayson Blair'in marifetlerinden haberi yokken adamı işten attı. Bunu gizlice yapacağı yerde tuttu, herkese açıkladı ve yayınladığı yalan haberler için özür diledi. Ve o günden beri bu yanlışının cezasını çekip duruyor. Amerikan basını yazılarla, çizgilerle The New York Times'ı duruma geç uyandığı için eleştiriyor. Oysa bu şahsı işten gizlice atmak vardı. Kimsenin ruhu bir şey duymazdı. New York Times'ın prestiji aynen devam ederdi. Hatta Jayson Blair'i işten çıkarmaya bile gerek yoktu. Gazete yönetimi, biraz "esnetmeye" ihtiyaç duyduğu haberler için bu yetenekli genci kullanır, prestijini biraz daha korkulan bir prestij haline getirebilirdi.

Bir iyilik yapabiliriz...
Amerikalılar dünyaya düzen vermeye kalkıyorlar ama kendilerinin pek saf olduklarını bu olayla gösterdiler. Bir kere "yalan haber", "esnetilmiş haber", "olmayan haber" gibi gelişmiş medya kavramlarından da bihaberler. Bunların "her" gazetenin süsü, rengi ve "güç kaynağı" olduğunu henüz öğrenememişler. Amerikan halkı "geri" medya kavramlarına alışık olduğu için tabii ki şoka giriyor. Hayattaki her konuda en ileri olan Amerika'nın medya konusunda bu kadar eski kafalı olması Amerikalıların sorunu. Ama eğer kendilerini geliştirmek, "daha ileri" bir gazetecilik anlayışına ulaşmak isterlerse çeşitli aşamalarda kurslar düzenlemek de "bizim" Amerikalılara yapacağımız bir iyilik olarak düşünülebilir. İlk dersten başlayabiliriz:

* Sakın yalan ya da yanlış bir haber için özür dileme, sonuna kadar haberi savun, savunurken ağzından köpükler çıkana kadar bağır çağır... Amerikalı meslektaşlar! Şimdilik bu ilk dersi aranızda iyice tartışın, hazmederseniz diğer derslere geçeriz.

DİĞER YENİ YAZILAR