Başbakan Meclis grubunda konuşurken müjdeyi verdi. AB ile görüşmeleri yürütecek "başmüzakereci" olarak ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Ali Babacan'ı atadığını açıkladı.
Bu haber sadece kamuoyu için değil, Ali Babacan için de sürpriz oldu. Çünkü Babacan da bu göreve atandığını, kürsüde konuşan Başbakan'dan, herkesle aynı anda öğrendi.
* Ülkenin önümüzdeki 10 yıl için en önemli görevini yürütecek kişinin böyle bir "doğum günü sürprizi" havasıyla atanması, meseleyi Başbakan'in da pek ciddiye almadığını gösteriyor.
Öyle ki, Başbakan bu kararı alırken Babacan'la da görüşmek, konuya nasıl baktığını, zihni ve fikri hazırlığını öğrenmek ihtiyacını duymamıştır.
Şekil kurtarmak...
Başmüzakereci'nin AB ile yapacağı fazla bir şey yok. Çünkü bütün müzakere konularında AB'nin kuralları, standartları belli. Bunlarda ne ölçüde "esnetme" yapılabileceği de belli.
Asıl sorun, "iç" yapının bu kurallara ve standartlara direnme eğilimleri taşıması.
* Başmüzakereci önce "Ankara" ile; köhnemiş yapılarıyla, önyargı ve korkularıyla savaşacak.
Başbakan'ın bu görev için kendi kadrosunda ve "savaş" imkânları bulunmayan bir kişiyi ataması, sonuçta bütün kararları yine kendisinin vereceğini gösteriyor.
Bu durumun "siyasi uyum" açısından faydaları olduğu da düşünülebilir. Ama başmüzakereci, görevini yaparken sürekli olarak siyasi kaygı ve kısıtlamalarla karşı karşıya kalacaktır.
Örneğin "çevre koruma" kurallarının tam uygulanması girişimleri belli kesimin tepkisini çekecek, tarımla ilgili her karar "oy kaybı" açısından düşünülecektir.
Ali Babacan, ekonomiden sorumlu Devlet Bakanlığı görevini de yürüteceği için çok yanlı baskılara uğramaya açık konumdadır.
En başta Başbakan ile ya da diğer hükümet üyeleriyle herhangi bir tartışmaya girmesi de mümkün olamayacaktır.
Sonuçta bütün her şey Başbakan'in iki dudağı arasından çıkacak sözlere bağlanmış oldu.
Arkadan hançerlemek?
Adalet Bakanı, Boğaziçi Oniversitesi'nde Ermeni sorunu konferansı düzenlendiği için esti köpürdü. Ona göre bu, Türkiye'yi "arkadan hançerlemek."
Yüzlerce kez yazıldı, söylendi. Ermeni soykırımı meselesi "onlar daha çok öldürdü" gibi argümanlarla "arşivler hep açıktı" gibi yutturmacalarla, tarihe geçmiş sayılarla cahilce oynayarak çözülmez. Türkiye'nin başında bugün bir Ermeni soykırımı sorunu varsa bunu yaratanlar bu cahilce politikaları yürütmüş olanlardır.
Eğer "arkadan hançerlemek" gibi ağır bir suçlama bu şekilde kullanılabiliyorsa, Türkiye'ye bu meselede asıl arkadan hançerlemiş olanlar cahil ve çapsız "memurlar" oldu. Hâlâ da hançerlemeye devam ediyorlar. Türk ulusunun ve Türkiye Cumhuriyeti'nin hiçbir sorumluluğu olmayan, Lozan ile hukuken çözülmüş bir meselenin sorun olması onların yüzündendir.
Kimin arkadan hançerlediğini zaman ortaya çıkarır. Zaman da affetmez, tarih de affetmez. En hamasi "vatan millet" nutukları atmış, herkesi vatana ihanetle suçlamış olanların asıl hainler olduklarını zamanla hep ortaya çıkarmıştır.
Yaşasın atandı
Başbakan Meclis grubunda konuşurken müjdeyi verdi. AB ile görüşmeleri yürütecek "başmüzakereci" olarak ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Ali Babacan'ı atadığını açıkladı
Haberin Devamı

