Haberin Devamı
Mayıs 1968’in heyecanlı günlerinde akıllı bir genç, Paris’in bir duvarına “yasaklamak yasaktır” diye yazmıştı.
O söz 42 yıldır yaşıyor ve döndü, Erdoğan’dan üniversite rektörlerine “yasakları yasaklayın” talimatı oldu.
O yılların dünyaya getirdiği özgürlükçü rüzgârların hâlâ geçerli olduğu bu talimat dolayısıyla da anlaşılıyor.
Bu sözün 2010 Türkiye’sinde tekrar edilmesi, diğer yandan da üniversitedeki özgürlük durumunun, gençlere reva görülenlerin hiç de iç açıcı olmadığını ortaya koyuyor.
Erdoğan bu sözü söylerken, izleyenlerin tümü sözünü “türban” konusuyla ilgili olarak algılamış. Metin okunduğunda da Başbakan’ın üniversitelerdeki özgürlük sorununu esasen bu konuya bağlı olarak düşündüğü anlaşılıyor.
Daha birkaç gün önce, kendisinin katıldığı bir üniversite açılışında aleyhte gösteri yapan gençlere bir yılı aşkın hapis cezaları verildiğinde, Erdoğan’ın ya da başka bir siyasi iktidar sözcüsünün buna tepki gösterdiğini görmedik.
Üstüne üstlük olaya tepki gösteren gençlere Başbakan tepki gösterdi.
Türkiye’de üniversitelerde özgürlük sorunu vardır ve bu sorun türbandan ibaret değildir.
Özgürlük sorunları üniversite ile de kısıtlı değildir, bütün ülkenin ciddi özgürlük sorunları vardır.
Bu sorunun temelinde de özgürlüğü kendi talepleri ve yaklaşımlarıyla kısıtlı görmek gibi bir zihniyet vardır.
Bir siyasi aleyhine bağıran gençlerin özgürlüğünü savunmayanlar sadece kendi görüş açıları içinde yer alan bir özgürlük anlayışını savunduklarında bu zihniyet en kuvvetli şekilde kendisini göstermiş oluyor.
Başbakan “yasakları yasaklayın” dediği zaman tabii ki hiçbir üniversite rektörü kalkıp “yasakları yasaklamaya siz başlayın biz de sizi izleyelim” dememiştir, diyememiştir.
Eğer birisi bunu söyleseydi, çok sert bir tepkiyle karşılaşması büyük olasılıktı.
Türkiye hâlen “yasakların yasaklandığı” değil, “yasakların esas” olduğu bir ülke durumundadır. Birçok konuda sağlanan önemli gelişmelere rağmen bu “esas” hâlâ geçerlidir.
Başbakan Erdoğan “yasakları yasaklama” faaliyetine başladığına ve bütün yasakları yasak olarak gördüğüne halkı inandırdığında rektörlere verdiği talimat da bir anlam kazanmış olacaktır.

