Haberin Devamı
AKP için açılan kapatma davasının ardından farklı nedenlerle çokları “oh” çekti. Demokrasi açısından bakan da, ekonomik istikrar gözlüğüyle bakanlar da sonuçtan memnun kaldı.
Karara olumlu bakanların önemli kesimi, AKP’nin tepesi ve örgütüyle bu gerilimden bir ders çıkaracağı, daha “demokrat” bir siyasete yöneleceği beklentisindeydi.
Birkaç farklı olayı arka arkaya sıraladığımızda AKP ve çevresinin henüz durumun fazla bilincinde olmadığı kuşkusuna kapılmak mümkün.
Örneğin bir hanım milletvekili çıktı, gençleri eğlence hayatından uzaklaştıracak ve ilkokuldan başlayarak dini vecibelere yönelmelerini sağlayacak bir öneri getirdi. Her eğitim kurumuna her inanç için ibadethane gibi bir cin fikrin mucidi olan bu hanıma Tayyip Bey bile kızmış, ama gizli gizli kızmış... Kamuoyu önüne çıkıp bu mantığın halkı biraz daha bölecek, birbirinin yaşantısına müdahale etme ortamını genişletecek olan gerçekten “bölücü” ve “dini kullanan” bir mantık olduğunu söylemedi. Tayyip Bey de söylemedi, AKP çevresindeki liberal çevreler de. Önemsiz bir olay muamelesi yaparak görmezden geldiler.
Son birkaç günde yine eski hamam eski tas olayları görülmeye başladı. Bunlardan biri, İstanbul Belediyesi’nin lokanta işletme ve “halka açık içkisiz lokanta zinciri” girişimidir. Belediyenin böyle bir tarz lokanta işletmeciliğine neden girdiğini açıklamak oldukça zordur.
Bir başka örnek de Ankara’da bir esnafın gece içki sattığı için dayak yemesi olayıdır. Bu olayın görüntüleri ortaya çıktığında da şöyle bir kuşkunun uyanmaması mümkün değil: Yakın bir gelecekte elleri sopalı “kamu görevlileri” geceleri dolaşarak içki satılan ve içilen yerlerde terör estirmeye mi başlayacak?
Tayyip Bey’in nükleer santral konusunda çevrecilere yönelik sözlü saldırısının ardından “kamu kuvvetleri”nin çevrecilere “saldırıya” geçmesinde de yalakalıktan öte bir durum vardır. Çevreyle ilgili olarak Başbakan’dan farklı görüş savunanlara kamu gücüyle saldırmanın arkasını düşünmek bile istemeyiz.
AKP’nin tepesinin ve tabanının unuttuğu bir nokta var. Siyasi parti kapatmalarıyla ilgili yasal bir değişiklik halen yapılmış değildir ve Yargıtay Başsavcısı yarın yeni bir dosyayla Anayasa Mahkemesi’ne gidebilir.
Şaban Dişli olayında “etik” bir tepki gösteremeyen AKP’nin belediyenin “içkisiz lotantalar zinciri” girişimini açıklaması, büfeci döven elleri sopalı kamu görevlilerini savunması da mümkün değildir.
AKP’nin demokrat ve liberal bir merkez sağ parti olacağı umudu halen var. Ama herhalde her geçen gün onların da bu umutları zayıflıyor.

