Uzanlar olayı birkaç dram ya da komedi halinde devam ediyor. Olayın bir tarafı inanılır gibi değil. Eskiden bu ülkede devletin bütün kolluk kuvvetleri "anarşist avı" yapardı. Evler basılır, akrabalar sorguya alınırdı. Bu aile, yaklaşık 30 yıldır ülkenin maddi bakımdan en güçlü ailelerinden biri. Bankaları, telefon şirketleri, elektrik şirketleri, barajları, gazeteleri, televizyonları, inşaat şirketleri var. Bu ailenin yıllardır uçakları, helikopterleri, gemileri var. Şimdi bu aile "çoluk çocuk" aranıyor. Böyle bir ailenin bütün bireyleri; eşler, kız çocukları dahil, polis ve jandarma tarafından aranıyor. Ve bulunamıyorlar. Buna gülünür mü ağlanır mı?.. Bu ülkede yaşanan ve inanılması güç olaylardan biriyle karşı karşıyayız.
Yalnızca aile mi?
Bu ailenin çeşitli ekonomik faaliyetleri yıllardır tartışma konusudur. Elektrik şirketlerini ele geçirme ve yönetme şekilleri yıllardır birçok davaya konu olmuştur. Siyasi iktidarlar ya da başka birileri bu konuların üzerine gitmemiştir. Televizyonları yasa dışı olarak kurulmuş, sonra yine davalık olmuş, ama kimse bu meseleleri kurcalamamıştır. Siyasi iktidarlar görmezden gelmiştir. Bankacılıkla uzaktan yakından ilgisi olan herkes yıllardır bu ailenin bankalarının çalışma şekillerini bilmektedir. Bu bankalar yıllardır, Bankalar Kanunu'nun ilgili maddeleri dolayısıyla "gözetim" altındadır. Bu bankaları sürekli olarak devlet "denetler". Bankalar yeminli murakıpları geniş yetkileriyle bu bankalarda, istedikleri şubelerde oturur, her şeyi izleyebilirler. Bu bankaların yönetimlerine devlet temsilcileri atanmıştır. Bunlar yıllardır devletin sözde bir sıkı denetimi altındadırlar. Bu ülkede SPK vardır ve bu SPK yıllardır bu ailenin halka açık şirketlerindeki faaliyetleri bilmektedir. Bu ülkede BDDK vardır, banka murakıpları vardır. Vardır oğlu vardır. Sonra birileri çıkıp bu ailenin yıllardır bütün bankacılık ilkelerini ihlâl ettiklerini, sermaye piyasası kanunlarını ihlâl ettiklerini söylediği zaman yapılması gereken başka şeyler de vardır. Bu ailenin bankalarını yıllardır denetlemiş, yönetimlerinde yer almış bütün kamu görevlilerinin de bu aile ile birlikte hemen gözaltına alınmaları gerekir.
Tartışmasız bir gerçek...
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun dünkü açıklaması ise yine genel durumumuza uygundur. Bu açıklama hem güldürür hem ağlatır. Ama bu ülkede kanunların tam egemenliği sağlanmak isteniyorsa bugüne kadar bu ailenin işlerinin bu hale gelmesine bilerek ya da bilmeyerek izin veren, göz yuman, bunlan tespit etme görevini yapamayan bütün kamu görevlileri de hesap vermek zorundadır. Çok temel ve tartışmasız bir gerçek vardır: Bu ailenin faaliyetleri gibi büyük çapta operasyonlar ancak devletin göz yumması ya da devlet içinde sağlam işbirlikleri sayesinde mümkündür. Bu tür yolsuzlukların yapılabilmesi için, devletin bütün denetim organlarının yıllardır bu işlere göz yummaları için devlet içinde sağlam destekler bulunması şarttır. Uzan olayında da asıl açıklanması, didiklenmesi ve halka ayrıntılı bilgi verilmesi gereken yan budur. BDDK'nın dün yaptığı "çaresiz memur" sızlanması da kimseyi sorumluluktan kurtarmaz. Kurtarmamalıdır.
Yaralar daha derinde
Uzanlar olayı birkaç dram ya da komedi halinde devam ediyor. Olayın bir tarafı inanılır gibi değil. Eskiden bu ülkede devletin bütün kolluk kuvvetleri "anarşist avı" yapardı
Haberin Devamı

