Abdullah Öcalan ile ilgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararı 12 Mayıs'ta açıklanacak. Aslında karar da belli, ne yapılması gerektiği de belli.
Karar, başvuruda bulunan avukatların talebi yönünde, "yeniden yargılanma" olarak çıkacaktır. Türk mahkemeleri de Öcalan'ı yeniden yargılayacaktır.
Daha bu kararla ilgili ilk bilgi kırıntıları gelmeye başladığı andan itibaren konuyu dar politik çıkarları için kullanma hevesinde olanlar hemen yalan yanlış açıklamalara giriştiler.
Türkiye, Avrupa insan Hakları Mahkemesi kararlarıyla ilgili yasal düzenleme yaparken bir tarih sınırı getirmiştir. Buna göre Öcalan davası bu sınırın dışında kalmaktadır. Yani Türkiye bu davanın yeniden görülmesini reddedebilir.
Reddetse ne olur?
Avrupa Mahkemesi bu düzenlemenin de hukukun temel ilkelerine aykırı olduğu kararını alır.
Sonuçta Türkiye bu mahkeme ile çatışma haline girer ve bunun daha başka olumsuz sonuçlarını yaşamak zorunda kalır.
İşin esası değişmez
Türk yargısının Öcalan davasında çekineceği bir şey yok. Davanın görülmesi aşamasında bazı "teknik" yanlışlar yapılmış olması bu davanın esasıyla ilgili durumu değiştirmez.
Aynı şekilde, bu davanın yeniden görülmesi de durumun esasını değiştirmez. Yargılama konusu olan suçların nitelikleri değişmemiştir, değişmesi de mümkün değildir.
Yeniden yargılama meselesini iç politika unsuru olarak kullanmanın bir yararı olmayacaktır. Bunu radikal sağ kışkırtma için kullanan ya da kendisine solcu dediği halde en sağdan "çalışan" siyasiler deneyecektir.
"Bulanık suda balık avlamak" deyimine çok uyan faaliyetleri siyaset yapmak ya da muhalefet yapmak zanneden bir kısım siyasinin bu tür konuları kullanmada oldukça deneyimli ve becerikli olduklarını biliyoruz.
Ancak, bu siyasilerin akıllarından çıkarmamaları gereken nokta, böyle hassas bir meselenin sonuçta hem içerde gerilim yaratabileceği hem de Türkiye açısından yeni sorunlara yol açabileceği, dolayısıyla bunlara meydan verilmemesi gereğidir.
Öcalan'ın yeniden yargılanması kararı resmen açıklandığında paniğe kapılmaya gerek yok. Kararın gelişi çok önceden belli olduğuna göre Ankara'da gerekli tedbirlerin alınmış olmasını da umut etmek zorundayız.
Böyle bir konuda yapılacak kışkırtıcı faaliyetleri de hükümetin soğukkanlılıkla göğüslemesi, tuzağa düşmemesi beklenir.
Yapılacak olan belli
Abdullah Öcalan ile ilgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararı 12 Mayıs'ta açıklanacak. Aslında karar da belli, ne yapılması gerektiği de belli
Haberin Devamı

