Öncelikle şu konuda karar vermek gerekiyor: Tayyip Erdoğan anti-demokratik bir yasa dolayısıyla haksızlığa uğramış mıdır uğramamış mıdır?
Bu sorunun cevabı Türkiye'ye bakışla ilgilidir. Eğer siyasi İslam'ın büyük bir tehlike olmaya devam ettiğini düşünüyor ve bunun da "düşünce suçu" olarak kalmasını istiyorsanız ortada bir haksızlık görmezsiniz.
Buna karşılık bütün düşünce suçlarının "yok olması", yani düşünce suçu diye bir şey kalmaması gerektiğini, bunun için de görüş ve eğilim farkı gözetmeden tam demokratik bir ortam sağlamanın şart olduğunu düşünüyorsanız ortada bir haksızlık var diye düşünebilirsiniz.
Sadece Erdoğan mı?
Tayyip Erdoğan'ın siyasi haklarını alması ve önümüzdeki Siirt seçiminde milletvekili seçilerek Başbakanlık koltuğuna oturmasının ilk adımı olan anayasa değişikliği Cumhurbaşkanı Sezer tarafından veto edildi. Veto gerekçesi olarak "kişiye özel yasa" çıkartılamayacağı gösterildi.
Burada yine ilk soru çevresinde durup düşünmek gerekiyor. Söz konusu anayasa değişikliği sadece Erdoğan'a siyasi haklarının iadesi anlamına gelmiyor, düşünce suçu kavramı çerçevesinde kalan bir kısıtlamanın ortadan kaldırılması anlamına geliyor. Şu anda bu değişiklik Erdoğan'ın yolunu açacak ama yeni yasal durumdan yararlanan sadece Erdoğan olmayacak.
Arapsaçına döndürmeden
AKP, CHP ile de anlaşarak değişikliği olduğu gibi çıkartacak ve yasa tekrar Cumhurbaşkanı'nın onayına gidecektir. Bu kez Cumhurbaşkanı'nın veto hakkı yoktur.
Birinci ihtimal: Cumhurbaşkanı Sezer "ben uyarımı yaptım, Meclis ısrar etti, bu konuda çatışmaya gerek yoktur" diyerek değişikliği onaylar ve "çatışma ortamı" yaratılmaz.
İkinci ihtimal: Cumhurbaşkanı Sezer yasayı onaylar ve Anayasa Mahkemesi'ne başvurur. Bu durumda, süreç işleyecek ve Tayyip Erdoğan Siirt seçimine katılıp milletvekili olarak Meclis'e gelecektir. Eğer Anayasa Mahkemesi bundan sonra Cumhurbaşkanı'nın isteği yönünde bir karar alırsa işler yine arapsaçına dönecektir. Bu kez tekrar Erdoğan'ın milletvekilliği iptal edilecek ve ağır bir siyasi çatışma ortamına girilecektir.
Üçüncü ihtimal: Cumhurbaşkanı Sezer değişikliği onaylar ve doğrudan referanduma gider. Bu referandum kuşkusuz "hukuki" değil "siyasi" bir referandum olacaktır.
Sandıktan "olsun" çıkar
Halk oyunu "Tayyip Erdoğan başbakan olsun mu, olmasın mı" diye kullanacaktır. Ve bu durumda hiç kimsenin kuşkusu olmasın, sandıktan "olsun" çıkacaktır.
Bu ihtimalde de Cumhurbaşkanı görevinde kalamaz.
Cumhurbaşkanı'nın veto hakkı sadece "hukuki" değil "siyasal ve toplumsal" sonuçlarıyla da değerlendirilmek zorundadır.
Cumhurbaşkanı'nın, demokratik gelişmeleri bütün boyutlarıyla desteklemek, teşvik etmek ve hızlandırmak gibi önemli bir sorumluluğu bulunmaktadır. Bu sorumluluğun içinde, sonradan büyük gerilimlere yol açacak çatışmaların başlatıcısı olmamak da vardır.
Yanlış üstüne yanlış gelir
Öncelikle şu konuda karar vermek gerekiyor: Tayyip Erdoğan anti-demokratik bir yasa dolayısıyla haksızlığa uğramış mıdır uğramamış mıdır?
Haberin Devamı

