Milli Eğitim Bakanı, üniversite ile gereksiz bir kavga başlattı. Yüksek öğretim ile ilgili yasa değişiklikleri konusunda ilk fırtınanın ardından makul bir çalışma ortamı yine yakalanamadı.
* Yüksek öğrenim, ülkemizin yaralarından biridir. Üniversite öğrenimi görmek isteyen on binlerce genç bu hakkını kullanamamakta, bu hakkını kullanıp diploma sahibi olanlar da işsizler ordusunun fertleri olarak çaresizlik dolu bir gençlik yaşamaktadır.
Sorunlar yığılmıştır. Üniversitelere yeni kaynaklar bulmak, her gencin yüksek öğrenim görebilmesinin yollarını araştırmak, bunun için vakıf üniversitelerini teşvik etmek vs. gibi hedefler ortada durmaktadır.
* Ve savaşın konusu, bir kez daha imam hatip liseleridir. Milli Eğitim Bakanı bir yasa değişikliğiyle bütün meslek liseleri mezunlarının üniversiteye girişte diğer liselerle eşit olmasını sağlamak istemektedir.
Meslek liselerine, imam hatip okulları dahil, belli bir mesleğe erkenden ulaşmak için girilir. Dolayısıyla bu okullarda okutulan dersler klasik liselerden daha farklıdır, söz konusu lisenin özelliğine göre değişmektedir. Ayrıca şu andaki mevzuat bu meslek okulları mezunlarının kendi alanlarıyla ilgili yüksek öğrenim görmelerine, hatta kariyer yapmalarına olanak sağlamaktadır.
İnatlaşma neye yarar
Ne yazık ki meslek liseleri, bu savaşta kullanılmaktadır. Sorun, imam hatip mezunlarının klasik lise mezunlarının bütün haklarına sahip olarak, bütün yüksek öğrenim kurumlarına girebilmeleridir.
Meslek lisesi mezunlarının kendi alanlarında eğitimlerine devam edebilmelerine ilişkin olanakları artırmak bu okulların mezunlarına tanınması gereken bir imkândır. Örneğin İlahiyat fakültelerinin kontenjanları artırılır, imam hatip mezunlarının dinsel eğitimde daha da derinleşmeleri sağlanabilir.
Ama böyle bir tartışma ya da çalışma yapılmamaktadır, çünkü dert bu değildir. Daha önceden imam hatip okullarıyla ilgili verilmiş sözler vardır. Üniversiteye girişte imam hatiplerin eşitliği kaybettikleri andan itibaren bu okullarda okuyan öğrenci sayısı yaklaşık 120 binden 70 bine kadar inmiştir. Yeni yasa çıkarsa bu okulların öğrenci sayısında yeniden patlama yaşanması da kaçınılmazdır. Böylece çocuklar hem din ağırlıklı eğitim alacaklar hem de klasik lise mezunlarıyla aynı haklara sahip olacaklardır.
Milli Eğitim Bakanı "siyasi" amaçlı bir girişimde bulunmaktadır. Bunun için de bütün üniversiteyi karşısına almış, kendi hükümeti ve partisi hakkında kuşku duyanları güçlendirmiştir.
İmam hatip okulları din görevlisi yetiştirmek için kurulmuş okullardır. İhtiyaç duyulan din görevlisi sayısını karşılayacak kadar imam hatip lisesi bırakılır. Gerisi de klasik liseye dönüştürülür, böylece bu sorun çözülür.
Milli Eğitim Bakanı bu meseleyi inatlaşmaya döktüğü sürece anlamsız krizlerin temellerini atmış olacak, böylece kendi hükümetini de zayıflatacaktır.
Yanlış kavga
Milli Eğitim Bakanı, üniversite ile gereksiz bir kavga başlattı. Yüksek öğretim ile ilgili yasa değişiklikleri konusunda ilk fırtınanın ardından makul bir çalışma ortamı yine yakalanamadı
Haberin Devamı

