Haberin Devamı
Kuzey Irak Kürt liderlerinden Barzani, düzenli olarak Türkiye ile gerilim yaratacak beyanlarda bulunuyor.
Bu tavrın bazı nedenleri olmalı.
O nedenlerden biri, işler yoluna girmeye başladığı andan itibaren Kuzey Irak’ta bir iktidar mücadelesinin yaşanmasının kaçınılmaz olmasıdır.
Kuzey Irak’ta şu anda ittifak halinde olan iki büyük aşiret bulunuyor. Birisi Barzani’nin aşiretidir, diğeri de halihazırda Irak Devlet Başkanı olan Talabani’nin aşireti. Bu ikisinin dışında, aralarında PKK’nın da bulunduğu daha küçük güçler de vardır, ancak Kuzey Irak uzun süredir Barzani ve Talabani’nin eğemenliği altındadır. Bu iki aşiret zaman zaman kanlı savaşlara da girişmiştir.
Kürtlerin, tarihe baktıklarında her zaman yakındıkları temel mesele, Birinci Dünya Savaşı’nın ardından bölge yeniden şekillenirken kendilerine “kazık atılmış” olmasıdır. O nedenle kendi bağımsız devletleri bulunmadığını tekrar ederler.
Bunda haklılık payı vardır. Ancak, özellikle Kuzey Irak’ta bağımsız Kürdistan yolunda ilerlemelerin sağlandığı bir aşamada Kürtlerin kendi yanlışlarını da açıkça görmeleri gerekir.
Bu kolay değildir. Çünkü Kuzey Irak Kürt toplumu, esas olarak aşiret sisteminin egemen olduğu bir “köylü toplumu”dur. Tarihsel koşullar içinde Kürt toplumunun çeşitli parçaları içinde varolan “ileri” unsurlar sürekli olarak tasfiye edilmiş ve topluluğun hayat değerleri köylülük düzeyini aşamamıştır.
Barzani son yanlışını Türkiye’ye yönelik “düşmanca” ve “kışkırtıcı” politikalar izleyerek yapıyor. Bunun nedenlerinden biri, ilerde yaşanacak iktidar mücadelelesinde PKK’yı yanına almak ve Türkiye’ye karşı kullanmak da olabilir. Bu durumda hesap yanlışı vahamet düzeyine çıkar, çünkü bu politika bölgede tekrar kan dökülmesinin yollarını açacak son derece tehlikeli bir mantığın ürünüdür.
Kuzey Irak’ta bir Kürdistan kurulmasının temel koşulunun Türkiye ile iyi ilişkiler olduğunu göremeyen aşiret başlarının kendi toplumlarına gelecek vaatlerinin içi boş kalacaktır.
Türkiye ile ilişkilerini güçlü tutamayan Kürdistan’ın elde ettiği petrolü, halkının refahı için satması ve kullanması da mümkün değildir.
Barzani’nin bugünkü tavrı, Kürdistan’ın Saddam Irak’ının bir karikatürü olmasına yol açar.
Aşiret düzeninin ötesine geçemeyen, köylü mantığını aşamayan bir Kürdistan yine Kürtlerin büyük hayal kırıklıkları yaşamasıyla sonuçlanır.
not: Sezer açıklamalı
Cumhurbaşkanlığı’nın “sivil toplum kuruluşlarına destek” bütçesi varmış. Ve iddiaya göre 2000-2006 yılları arasında Atatürkçü Düşünce Derneği’ne bu bütçeden toplam 221 milyar lira yardım yapılmış.
Bu iddia dün AKP’ye yakın yayın organlarında ortaya atıldı. Haberi destekleyen bazı belge fotokopileri de yayınlandı.
Bu konuda Sezer’in hemen bir açıklama yapması gerekiyor. Ayrıca bu açıklamada söz konusu bütçenin 7 yılda hangi kuruluşlara, nasıl dağıtıldığına ilişkin ayrıntılı bilginin de yer alması gerekiyor. Sezer bu açıklamayı hemen yapmalıdır.

