Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Kuzey Irak operasyonunu dün “aniden” son erdirmesi kimilerinde kafa karışıklığı yarattı.
Yarattı, çünkü operasyonun başından beri, hatta tartışılmaya başlanmasından bu yana bir kesim, kendi beklentilerine uygun olarak kamuoyunda yanlış beklentiler oluşmasına yol açmıştı.
Önce “aniden” kelimesi üzerinde duralım. “Aniden” olmaması demek, ne zaman biteceğinin önceden duyurulması demektir. Böyle bir askeri operasyonun ne zaman biteceğinin önceden açıklanmasını beklemek saflıktan öte bir durumdur.
Operasyonun başından itibaren, aslında konu hakkında herkesten daha fazla bir şey bilmeyen, ama kendilerine “uzman” sıfatı takılmış birçok şahıs televizyonlarda bol bol boy göstererek uzmanlıklarını kanıtlamaya çalıştı. Yazılı basında böyle ortamlarda hemen ortaya çıkan “coşkulu” havayla birlikte kamuoyu sürekli olarak “gerçek dışı” beklentilere yöneltildi.
Oysa Genelkurmay Başkanlığı’nın ilk andan itibaren yaptığı açıklamalar yan yana konulduğunda görülecektir ki operasyonun niteliği, hedefleri en başından “belli edilmiş”ti ve aşırı beklenti yaratacak hiçbir unsura yer verilmemişti.
Terörden bıkmış olan Türk halkının böyle bir operasyonun sonunda terör sorununun tümüyle çözüleceği beklentisine girmesi doğal bir psikolojik tepkidir. Bu beladan bir an önce kurtulmak isteyen insanların belli umutlara yönelmesi kaçınılmazdır. Ama kendilerine “siyaset uzmanı” ya da “terör uzmanı” ya da “askeri uzman” sıfatları takılmış olan zevatın görevi de halkı gerçekler üzerinde aydınlatmaktır.
Terör, PKK terörü Türkiye’nin bir iç sorunudur. Kuzey Irak’ta bulunduğu bildirilen 6 bin PKK’lının tümünün öldürülmesi de bu sorunu sona erdiremez. Hatta tam tersine sonuçlar verebilir.
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, kendisinin açıkladığı hedef, Kuzey Irak’tan Türkiye’ye yönelik terörist girişi altyapılarının yok edilmesidir. Genelkurmay’ın son açıklamasında bu hedefe ulaşıldığı bildirilmiştir. Kimse de bunun doğru olmadığına ilişkin bir bilgi sahibi değildir, dolayısıyla yapılacak bütün yorumlar boştur.
Kuzey Irak operasyonunun, Amerikan baskısıyla “erken” ya da “aniden” bitirildiği meselesi üzerinde de durulacaktır. Böyle bir sınır ötesi operasyon, tabii ki öncelikle bu ülkede egemen olan güçlerle belli diplomatik pazarlıklar yapılmasını gerektirir. Ama olayı “Amerika baskı yaptı biz de çekildik” gibi bir basitlikte göremeyiz.
Bundan sonra önemli olan, bu tür sınır ötesi operasyonlara bir kez daha ihtiyaç duyulmaması ve Türkiye’nin sorunun köklerine dönmesidir.

