İş dünyası ile hükümetin arasındaki soğukluğun temel nedeni, özellikle Başbakan'ın hiçbir eleştiri ve uyarıya açık olmaması, her türlü eleştiriyi "düşmanlık" gibi görmesi ve altında "komplo" aramasıdır.
TÜSİAD'ın dünkü toplantısında iki önemli konuşma yapıldı. Örgütün Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Mustafa Koç ile Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Sabancı'nın sözleri, Türkiye'nin geleceğiyle ilgili "gerçek" kırmızı çizgileri gösteriyor.
Diyorlar ki:
"Dini referanslı tartışmalara, laiklikten sapma izlenimi yaratacak girişimlere asla yer olmamalıdır."
* Kırmızı çizgi, bugünkü laiklik anlayışıdır.
* "AB ile ilişkilerde hükümette isteksizlik ve atalet görünmektedir. Bu da hükümetin AB konusundaki samimiyetine ilişkin soru işaretlerine neden olmaktadır."
* Kırmızı çizgi, Avrupa Birliği tam üyeliği hedefinden taviz vermemektir.
"Reformları başkaları istedi diye değil kendimiz için yapıyoruz. Değişiklikleri kağıt üzerinde bırakamayız."
* Kırmızı çizgi, reform sürecinin, reformlara gerçekten inanmış bir yönetim eliyle sürdürülmesidir.
İş dünyasının koyduğu bu üç kırmızı çizgiye aklı başında kimsenin itirazı olamaz.
Hükümetin bir duraklama dönemine girdiği, temel konularda yalpaladığı hiç kimsenin gizlisi değil.
Başbakan ve AKP yönetimi TÜSİAD'ın uyarılarına yine kızabilir; daha önce yapıldığı gibi "Siz kendi işinize bakın" şeklinde çocuksu tepkiler gösterilebilir, ama bunlar sadece en başında söyleneni, eleştirilere kapalı olunduğunu doğrular.
Sürekli komplo kuşkusuyla yaşayan, her eleştiriyi düşmanlık olarak gören bir yönetimin ormanın tümünü görmesi mümkün değildir.
AKP hükümeti de kendi kendisini bu ruh haline soktu. Bir buçuk yıl önce AB ile tam üyelik görüşmelerine başlama anlaşması yapmış olan hükümetle bugünkü hükümet arasındaki fark gözle görülür derecede açıktır.
TÜSİAD yöneticilerini laiklik konusunu fazla vurguladıkları, buna karşılık demokrasi meselesinin üzerinde durmadıkları yolunda eleştirecekler olabilir.
Ancak Koç ve Sabancı'nın konuşmaları zaten demokrasinin vazgeçilmezliği üzerine kurulu. Avrupa Birliği ile ilişkilerde ataletten kurtulunması, reformların devam etmesi ve hayata geçirilmesi doğrultusundaki uyanlar doğrudan, demokrasinin gelişmesiyle ilgilidir.
TÜSİAD'dan gelen eleştiri ve uyarıları hükümet çevreleri yine "komplo" olarak göre-ceklerse, kendilerini daha kötü günlere hazırlamaya başlasınlar.

