Yalapşap "ekonomi"cilik

Hükümetten ekonomi alanındaki genel beklenti, IMF ile yürütülen programa uymasıdır. Siyasilerin alışık oldukları "ruh hali", devletin kaynaklarını "kendi" kaynakları kabul ederek bol kepçe "dağıtıma" girişmektir

Haberin Devamı

Hükümetten ekonomi alanındaki genel beklenti, IMF ile yürütülen programa uymasıdır. Siyasilerin alışık oldukları "ruh hali", devletin kaynaklarını "kendi" kaynakları kabul ederek bol kepçe "dağıtıma" girişmektir.

* AKP hükümeti de bundan önceki üç partili koalisyon gibi ekonominin duvara dayandığını gördü. Bu tabii ki siyasilerin eski alışkanlığını sürdürmesinin önündeki en büyük engel.

Uygulamaya konmuş olan programı sürdürme, hatta biraz zorlanarak ve fazla gönüllü olmadan devam ettirme dışında hükümetin tutarlı bir ekonomi programı olduğunu söylemek mümkün değildir.

Bunun bir örneği, tüketici kredilerini ve kredi kartlarını ithalattaki artışın ve lüks ithalatın nedeni sanmaları ya da öyle görmek ve göstermek istemeleridir.

* Kredi kartları, bugünün ekonomi düzeninde "nakit para" yerine geçen bir araçtır. İnsanların ceplerinde nakit para taşımak yerine bu plastik kartları kullanmaları birçok kolaylık sağlamaktadır.

* Türkiye'nin bugünkü ekonomik koşullarında, dar gelirli kesim için kredi kartlarının başka bir "sosyal" anlamı daha vardır: Enflasyona alışık olan insanların gelecekte gelirlerinin artacağını umut etmeleri doğaldır. Kredi kartlarının yaygın olarak kullanılması da bu umudun bir yansımasıdır. Bu kartlar "harcamayı erteleme" aracına dönüşmüştür.

Çek ve senet sisteminin uzun krizler içinde iflas etmesinin ardından kredi kartları bütün bu yöntemlerin yerine geçen bir araç olmuştur. Bugün yüz binlerce insan, bazılarına çok küçük gelecek miktarlar için kredi kartı kullandığı gibi, taksit sistemini de bu kartlarla yürütmektedir. Ve bu işleyişin reel ekonomide bir canlılığı ifade ettiği de bellidir.

Küçük mantık, büyük zarar
* Kredi kartlarını kullanırken "fazla açılanlar" tabii ki olacaktır. Ama bugün bunu ekonominin hastalıklarının temel nedenlerinden biri sanmak ancak gerçeklerin fazla uzağında olmakla mümkündür.

Lüks tüketim araçları ithalatının nedeninin kredi kartlarının kullanımındaki yaygınlık olduğunu sanmak da daha başka sıfatları hak eden bir mantık.

Türk ekonomisinin şu andaki sıkıntılarından biri, ihracat artışının çok üzerindeki ithalat artışıdır.

Ankara'da oturanların çözüm bulması gereken mesele budur. Bunun yanında asıl mesele de tabii ki artmaya devam eden borçlardır.

Ekonominin işleyişini ve yapısal sorunlarını kavramadan, yalapşap "cin fikirler" le durumu idare etmek mümkün değildir.

Kredi kartlarına takmak, yüz binlerce insanın "harcamayı erteletme" aracını kullanmalarını daraltmaya kalkmak, küçük muhasebeci mantığının ürünlerinden biri.

Cin fikirli muhasebecilerin her şeyi yeni baştan öğrenmeleri zor olduğu gibi öğrenmeye niyet etseler de bu süreçte verebilecekleri zararlar ihmal edilecek boyutta olmayacaktır.

Bakkal dükkânı mantığıyla ülke ekonomisini anlamaya çalışmak da aynı şeydir. Ve bunlar, kredi kartlarının kullanımını kısıtlayarak ekonomiyi düzelteceklerini sanırlar.

DİĞER YENİ YAZILAR