Yağlı ilmik

Haberin Devamı

MHP mitinglerinde ortalıkta bir ilmikli ip dolaşıyor. Abdullah Öcalan’ı asacaklarını söylemek istiyorlar. Bir liralık mazot, herkesin üniversiteye girebilmesi gibi vaatlerin yanına bir de yağlı ilmik eklenmesi siyasi partilerin, üstelik iktidar adayı siyasi partilerin gerçekte hiçbir toplum projeleri bulunmadığını ayan beyan gösteriyor.

Toplumun sorunlarına çözüm önerileri getiremeyen, ileride doğacak sorunları bugünden görerek tedbir öneremeyen siyasi partilerin neredeyse bedava mazota ve yağlı ilmiklere sarılması doğaldır.

Siyasi partilerin seçim bildirgelerinde yazdıkları ya da liderlerin meydanlarda söyledikleri sözler arasında ileriye dönük tek bir tutarlı ve tartışılabilir öneri yok.

Bildirgeler süslü ve içi boş cümlelerle dolu, meydanlarda ise geleneksel “laf oturtma”lar devam ediyor. Bundan sonra da gerçek sorunlarla ilgili gerçek çözüm önerileri gelmesini beklemek boşuna.

Gelmez çünkü öyle konuları düşünmüyorlar, düşünülmesini de istemiyorlar.

***

Topluma umut verecek projeler üretemeyen siyaset, yağlı ilmiği aslında yine kendi boynuna geçirmiş olarak meydanlarda dolaşıyor.

Ekonomik gelişme, işsizliğin azaltılması ve refahın artırılması gibi toplum için hayati önem taşıyan alanlarda herhangi bir fikir sahibi olmayan siyasilerin ülkeyi yönetmeye aday oluşu gerçekten kendileri açısından büyük cesarettir.

Bu cesaretin kaynağında da halkın geniş kesiminin rahat ve içi boş laflarla, fiyakalı milliyetçi nutuklarla, zekice laf oturtmalarıyla kandırılabileceğine ve etkilenebileceğine olan inanç yatıyor.

“Ver coşkuyu, ver coşkuyu” sisteminin giderek daha az çalıştığı bu siyaset esnafının dikkatinden kaçıyor. Gazetelerde, televizyonlarda sürekli olarak halkın içinden insanlar konuşuyor ve konuşan “halk” son derece somut konulara gerçekçi mesajlar vererek değiniyor. Siyasetin bir palavra yarışı, içi boş nutuklar olmadığını insanlar görüyor, biliyor. Ancak ortada bu beklentilere uygun bir siyasi yapı yok.

***

Bu seçimde de asıl belirleyici yine “ehven-i şer” mantığı olacak. İnsanlar “iyi”yi değil, “kötülerin arasında en az kötü”yü seçecek.

Türkiye’nin önünü kesen, sürekli tökezlemesine neden olan asıl baraj, bu siyasi tıkızlıktır. Tıkızlıktan kurtulamayan siyasiler de yağlı ilmiklerle dolaşarak, çocuk bile kandırmayacak vaatler sıralayarak bir kez daha durumu idare etme peşinde. Bu durumun farkında olanların sayısının sürekli olarak arttığını ve sessiz çoğunluğu oluşturduğunu da görmüyorlar.

DİĞER YENİ YAZILAR