Bu olay birçok Türk gazetesinde yer aldı. Ama yine de unutulmuş olabilir. En azından bu hikâyeyi bilmeyenlerin bilenlerden çok olduğunu biliyoruz. Bir kez daha anlatalım:
Fransa'nın eski başbakanlarından Pierre Beregovoy, Paris'te bir ev almak için iş adamı arkadaşından borç ister. Evi alır, ancak bu arada iş adamı ölür. Beregovoy arkadaşının mirasçılarına gider. Elden verilmiş olduğu için borçtan kimsenin haberi yoktur. Mirasçılara borçlu olduğunu söyler, ancak parası olmadığından borcunu elindeki değerli tablolarla ödemeyi önerir.
Mirasçılar tabloları kabul ederler.
Sonuçta bu, kayıt dışı bir borç alacak ilişkisidir, ticari bir yanı yoktur. Beregovoy, tabloları verip borçtan kurtulduğunu düşündüğü sırada bir gazeteci durumu öğrenir. Olay basına yansır. Beregovoy ve ölen arkadaşının çocukları olayı olan biteni anlatır ve borcun temizlendiğini söylerler.
'Ne var bunda' dedikçe...
Ancak Fransız basını olayın üzerinde durmaya devam eder. Öncelikle bir siyasinin bir iş adamıyla, arkadaşı bile olsa para ilişkisine girmesi tartışılır. Borca faiz ödenmemiş olması da sorundur. Çünkü normal vatandaşlar ev alacakları zaman bankaya gider, kredi alır, fazini öder. Bir eski başbakanın normal vatandaşlara göre parasal bir avantaj sağlaması, karşıdaki kişi eski bir arkadaşı olsa bile doğru bulunmaz.
Bu tartışma sürerken Pierre Beregovoy bir gün arabasını Seine Nehri kıyısında tenha bir alana çektirir. Şoföre ve korumasına beklemelerini söyler. Biraz yürür, sonra cebindeki tabancayı çıkarır ve intihar eder.
Bu olayı hatırlaması gerekenler, hatta mesela olayın bir kupürünü her gün görebilecekleri bir yere asması gerekenler, bütün yüksek bürokratlar ve bütün siyasilerdir.
Vali ile batık iş adamının bilet ilişkisi ortaya çıktığında da bu olay hatırlanmalıdır.
Başbakan'in çocuklarının bir işadamı dostunun verdiği bursla ABD'de okumaları konuşulduğunda "ne var bunda" diyenlere de bu olay hatırlatılmalıdır.
Türkiye'de bazı değerlerin tekrar öne çıkması gerekiyorsa, bütün o değerleri özetleyen olay budur. "Ne var bunda" diyerek hoşgörmek ile gerçek insani ve toplumsal değerleri benimsemek ve korumak arasındaki fark da tam bu olaylar arasında ortaya çıkıyor.
"Ne var bunda" diyenler baskın çıktıkça onurlu toplumsal değerlerin düzeni her gün biraz daha gerileyecektir. Bu düzen geriledikçe bursların yanına villalar, biletlerin yanına otomobiller eklenecek, "ne var bunda" diyenler çoğalacak. Bir gün herkes "ne var bunda" dediğinde de artık toplum için herhangi bir dönüş noktası kalmamış olacak...
Yabancılardan bir eski olay...
Bu olay birçok Türk gazetesinde yer aldı. Ama yine de unutulmuş olabilir. En azından bu hikâyeyi bilmeyenlerin bilenlerden çok olduğunu biliyoruz. Bir kez daha anlatalım
Haberin Devamı

