CHP Genel Başkanı, yemin eylemlerini kamuoyuna tam anlatamadıklarından yakındı. Şöyle olmuş: Medya bu eylemin başından itibaren eleştirmeye başlamış, AKP yanlısı medya çok kuvvetliymiş, onların medyası yokmuş, bunun için eylemi neden yaptıklarını tam anlatamamışlar.
CHP bu direnişe başladığında destek veren yorumlar da oldu, eleştirenler de oldu. Medya takip kuruluşları var, CHP Genel Başkanı, eylemi ilan ettiği günden itibaren yazılı ve görsel medyada kendisinin ve partisinin sözcülerinin ne kadar sütun ve süre yer aldıklarını kolayca öğrenebilir.
Ama mesele bu değil. CHP, tutuklu iki vekilin Meclis’e gelmelerini hedefleyen bir eyleme girişti ve bunu başaramadı. Özeleştiri, nerede yanlış yaptığını değerlendirmek gibi bir gelenek de olmadığı için, taraftarlarının böyle bir sorgulamaya gitmesini engellemek için medyaya vuruyor.
Futbol dünyasında çok büyük bir şike operasyonu yapılıyor. Operasyonun önemi kuşku götürmez. Bu operasyonu yürüten emniyet ve yargının içinden önemli sızmalar oluyor; henüz iddianame aşamasına bile gelinmediği halde sızmalar oluyorsa amacın öncelikle kamuoyunu etkilemek olduğu bellidir. Öfkeli taraftarlar ise, tepkisini sızmayı gerçekleştirenlere değil, görevini yapanlara, muhabirlere yöneltiyor, hatta saldırılar oluyor.
Tepkinin hedefi sızmaların kaynağına yönelemiyor, çünkü yürüyen bir operasyon var ve taraftarı yönlendirenler, emniyeti ve yargıyı hedef almak istemiyor. En kolayını yapıyorlar, medyaya saldırıyorlar.
Geçiğimiz günlerde Başbakan Polis Akademisi’nde yaptığı konuşmanın içine bir medya saldırısı yerleştirmeyi eksik etmemişti. Bu saldırının, aslında konuşmasının önemli ağırlığını oluşturan, “işkence, vatandaşa kötü muamele, abartılı güç kullanımı” sıkıntılarının geride kaldığı bahsinin ardından gelmesi de dikkat çekiciydi.
Ülkede işkence, vatandaşa kötü muamele, abartılı güç kullanımı olduğunu Başbakan da herkes gibi medyadan öğreniyordu. Doğrudur, bunların giderilmesi yolunda Başbakan’ın görev süresi içinde önemli gelişmeler sağlanmıştır. Elbette ki kötü muamele, abartılı güç kullanımı gibi sorunların sıfırlanması ayrı konudur, fakat bununla övündükten sonra “polisi kötü gösteren medya”dan söz etmenin nasıl bir çelişki olduğu da ortadadır.
Tabii konuşmanın muhataplarının, kamu görevlilerinin sempatisini çekmek için kolay bir yol vardır; gerçekleri söylersin, sonra denge kurmak için medyaya vurursun, olur biter.
Bırakın medyayı; kendinizi kurtarmak ya da birilerinden alkış almak için medyaya vurmaktan vazgeçin, medya da kendi iç meseleleriyle ilgili tartışmaları da rahat yapabilsin.

