"Vekaleten" yönetim

Ankara'da yeni bir sorun ucunu gösterdi. Bu sorun, "vekaleten" sisteminin, üst düzey kamu görevleri için bol kepçe kullanılması

Haberin Devamı

Ankara'da yeni bir sorun ucunu gösterdi. Bu sorun, "vekaleten" sisteminin, üst düzey kamu görevleri için bol kepçe kullanılması.

* Şu anda "vekaleten" çalışan üst düzey bürokrat sayısı 300'e yaklaşmıştır. "Vekaleten" çalışan bir bürokrat "asaleten" çalışan bürokratla aynı yetki ve sorumluluklara sahiptir. Farkı, o göreve bulunuşunun "çok geçici" olmasıdır. Yani vekaleten atanan bürokrata denilmektedir ki: "Biz buraya ehil birini bulana kadar sen onun yerine çalışacaksın, biz o kişiyi bulunca da sen eski işine döneceksin..."

Tabii ki bunun sakıncası, o bürokratın, görevinde ne kadar başarılı olursa olsun tekrar eski işine döneceğini bilmesidir. Başarı kıstası olmadığına göre "vekaleten" çalışan bürokratın büyük sorumluluk altına girmesi de beklenmez. Bu konumdaki herkes durumu idare eder.

* Şu andaki sorun ise hükümet ile Cumhurbaşkanı arasında yaşanan bir gizli "kriz" durumu. Üst düzey bürokrat atamalarında "üçlü kararname" denilen sistem geçerlidir, atamada Cumhurbaşkanı'nın imzası şarttır.

Nereye kadar?
Sezer'in bu konuda son derece titiz davrandığı, atanacak her kişi hakkında ayrıntılı araştırma yaptığı uzun süredir biliniyor.

Sonuçta Sezer, "ehil" görmediği kişilerin atama kararnamelerini imzalamıyor. Hükümet de Cumhurbaşkanı imzası engelini aşmak için "vekalet" imkânını kullanıyor.

Bu açıkça bir "atama savaşı"dır.

Böyle bir savaşta iki tarafın da kazanması mümkün değildir. Cumhurbaşkanı atama kararnamelerini imzalamadan geri gönderecek, bu kararnamelerde adı bulunan kişiler vekaleten atanacak, savaş bu şekilde sürüp gidecektir.

İktidara gelen her siyasi partinin bürokraside kendine yakın bulduğu kişi ve kadrolarla çalışma hakkı vardır. Ama şuna haklan yoktur: Bu kadroları bulamıyorlarsa sadece partiye yakınlığın tek atama kıstası olarak görülmesi.

* "Ben halk tarafından seçilmiş bir hükümetim, istediğim her şeyi yaparım" anlayışına demokratik sistemde yer olmadığı uzun zamandır biliniyor.

AKP hükümeti de, görülüyor ki bir "kadro sıkıntısı" yaşıyor. Ama bunu gidermenin, ülke yönetiminde daha geniş bir katılım ve uzlaşma ile ilerlemenin yolu Cumhurbaşkanı ile atama savaşı yapmak değildir.

"Vekalet" sisteminin böylesine geniş bir şekilde kullanılmasının sakıncalarını da en iyi Ankara bilir.

DİĞER YENİ YAZILAR